Wednesday, October 31, 2007






ÇEMBER …

Ya dışındasındır çemberin/
Ya da içinde yer alacaksın”
diyor Yeni Türkü eski bir şarkısında.
Candan Erçetin’in yorumu da ayrı bir güzellikte.
Ama bu yazıda şarkıdan, değil de şarkının çağrıştırdıklarından yola çıkarak, yakınımızdaki kan ve ateş çemberinden/çemberlerinden söz etmek istiyorum.

Son günlerde kan, ateş ve ölüm çemberi büyümeye devam ediyor: hem Doğu ve Güneydoğuda, hem de Filistin, Lübnan topraklarında…Irak’ta ise işgalin başlangıcından bu yana, kan-ateş ve ölüm çemberi tüm ülkeyi kuşatmış durumda. Her gün onlarca, yüzlerce insan ölüyor. Bunlar da haber ajanslarına ulaşanlar ve duyabildiklerimiz…Her gün bu tür haberler artık alışkanlık ve duyarsızlıkla karşılanır oldu. Niçin mi? Onlarca, yüzlerce insanın ölüm haberi artık gazetelerin kıyısında köşesinde veriliyor. Belki okuyanlar da artık bu tür haberleri pek umursamıyor. Ölüme, öldürmeye alışmış ve bunu bir yöntem haline getirmiş bir dünyada yaşıyoruz. Ahlakın ve hukukun ötesinde bir dünya…Sonuç işte ortada, yakınında, kıyısında yaşadığımız bir kan-ateş ve ölüm çemberi giderek genişliyor.

Dünyanın ve özellikle bu çemberin büyüdüğü ülkelerin sınırlarını yeniden çizmeyi amaçlayan ve kendi ekonomik-askeri çıkarları için her yolu ve yöntemi kullanmayı meşru ve gerekli görenler, kan-ateş ve ölüm çemberinin büyümesine katkıda bulunuyor. Kanla sulanan topraklarda barış çiçekleri açabilir mi, bombaların yankılandığı göklerde barış güvercinleri kanat çırpabilir mi?
Emperyalizm, 20. yüzyılda tamamlayamadığı paylaşımları ve gerçekleştiremediği senaryoları yeniden gündemde tutmaktadır. 21. yüzyılın da zorlu ve acılı bir dönem olacağı görünüyor. Ama elbette tarihin akışına yön veren de insanlar, toplumlar ve devletlerdir. Ne yazık ki bu akışın bulanık, kanlı ve sancılı olduğu bir dönemdeyiz. Ama insanlık içine düşürüldüğü bu çemberin kölesi olmama imkanına da sahiptir. Güncel gelişmeler hızlı, düşündürücü ve üzücü elbette. Ama yine de gerek ülkemizdeki gerekse çevresindeki çemberi değerlendirirken, tarih bilinciyle bakmak gereklidir. Çünkü ancak tarih bilincine dayanarak söz konusu çemberi kırmak mümkün olabilir, 1923’te olduğu gibi…


Sözler:
“Dünyanın hemen her yerinde, cellatlar bakan koltuklarına kurulmuşlar bile. Yalnız balta yerine kalem kağıt var ellerinde. Ölüm bir istatistik ve devlet işi oldu mu, dünya işleri iyi gitmiyor demektir. Ama , ölüm soyutlaştı mı, yaşam da soyutlaştı demektir.” (Albert Camus)

Dizeler:
“Bu dünya bakidir ve herkesten, elbette bir şeyler kalır
Kanayan bir sevda kalacak, delik deşik, benden kala kala” (Metin Altıok)

25. 7. 2006
http://www.yeniadana.net/

No comments: