Monday, December 10, 2007

SINIRDA Dergisinin yeni sayısı





SINIRDA SAYI: 8-9 ÇIKTI...


Sınırda bu sayıda, bir sorgulama etiği olarak eleştirinin günümüzde içine girdiği açmazı irdelemeyi hedefliyor. Bir yanıyla kendi çıkış koşullarına (moderne) bağlı, ‘akıl’, ‘özne’, ‘hakikat’ diliyle konuşmanın imkânsızlaşması, öte yanıyla kendini mevcudu liberal olumlamanın ötesine taşıyamayan dil oyunlarına hapsetmekle, ‘iktidar ilişkileri’ni sorgulama imkânını kaybetmesi. Her iki durumda da eleştirinin açmazı bizzat ‘politika’nın ortadan kalkışı açmazıyla örtüşür. Eleştiri varlık koşulunu kaybetmiş görünüyor. Onu yeniden düşünmek, onun yeniden geri gelişini mümkün kılmak aslında felsefenin, bilimin, politikanın ve sanatın yeniden geri gelişiyle doğrudan bağlantılı gibi görünmektedir. Bugün eleştirinin ne olduğunu tartışmak aslında bütün bunları tartışmak anlamını taşıyor. Temelde böyle itkilerin güdülediği bu sayı, bir çok insanın düşünce ve duyarlıklarını paylaşmanın zemini oldu.



Bayram BALCI; Kimin Kim Senin, Ahmet GÖGERCİN çevirisiyle Serge DOUBROVSKY; Eleştiri ve Varoluş, Şükrü ERBAŞ; Şiirin ve Politikanın Yalnızlığı, Hüseyin KÖSE; Bir ‘Zemin Kavrama’ Etiği, Ahmet BOZKURT; Örtülü Bedenin ‘Aporia’ları, Metin Cengiz; Eleştiri ve Şiddet, Orhan Çetinbilek; Biraz Kiraz- Gelecek Uzun Sürer, Nilgün TUTAL, Andre Gorz ve Kadın Öteki ile Tensel ve Tinsel Birlikteliği, Mustafa Ö.Soylu; 'Tek Yönlü Yol'dan Hala bir Çıkış Var mı? Uluer AYDOĞDU; Av ile Avcı Arasındaki Mücadele, İlyaz BİNGÜL; Kökler: Büyünün 'cin'lerinden Şamana, Şamandan Babaların Menakıbname/Velayetnamelerine, Ögelerin Keyfi Kullanımı ve Çoklu Bakış Denemesi, Sevda DARICIOĞLU; Beat Üzerine, Sevim ÖKTENER; Şizofreni İle Yaşamak-IV, Serhan EVYAPAN; Şiddeti Şiddetle Eleştiren Yönetmenler, H.ÇETİNKAYA; Ulus Baker’in Ardından - Mizaç Kayması, Albert EINSTEIN; Sosyalizm Neden Gerekli, Ian SHAPIRO; Toplumbilim ve Onay Politikası, Beatrice HANSSEN; Şiddetin Eleştirisi, Barianne BOVE; A.Negri’nin İktidar Eleştirisi. Şiirleriyle; Salah BİRSEL, Feride EREZ, Mahmut TEMİZYÜREK, Mehmet İŞTEN, Şükrü ERBAŞ, Derya ÖNDER, Bayran BALCI..




Sınırda’nın 10. sayısı, serbest bölüm dışında, ‘Althusser ve Biz’ başlığıyla tasarlanmaktadır. Bu çerçevede anti-hümanizm meselesini tartışabilmeyi ve Althusser’in karşılaşmalar felsefesine bir giriş yapabilmeyi umuyoruz. Ve özellikle Badiou’nun ‘yeniden geri dönüş’ izleği etrafında konuşabilmeyi. Verili kimliklerine hapsedilmiş olmayı içine sindiremeyen tüm bağımsız düşünce ve duyarlık işçilerini sınırda düşünmeye çağırıyoruz.


Son yazı gönderme tarihi 20 şubat 2008.

Friday, December 07, 2007

XXI YÜZYILIN BAŞINDA
İNSAN HAKLARINI KORUMADA
KARŞILAŞILAN SORUNLAR
10-11 ARALIK 2007



10 Aralık 2007 – Pazartesi

09:30-10:30 Kayıt

10:30-12:00 Açılış

Başkan : Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN
· Maltepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aytekin BERKMAN’nın konuşması
· İstanbul Valisi
Sayın Muammer GÜLER’in konuşması

11:00-11:30 Ara

11:30-12:00 İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü
Prof. Dr. İoanna KUÇURADİ’nin konuyu sunuşu

Birinci Oturum : YOKSULLUK SORUNU
14:00-17:30

Başkan: Prof. Dr. Ömer LALİK
İnsan Hakları İhlali Olarak Yoksulluk
· Doç. Dr. Hüseyin ÖZEL
· Prof. Dr. Meryem KORAY
· Tartışma

15:30-16:00 Ara

· Yoksullukla Savaşmanın Gerçek ve Hayali Yolları
Prof. Dr. Ayşe BUĞRA
· Kadınlara Yansıyan Yoksulluk ve Temsil Sorunu
Vildan YİRMİBEŞOĞLU
· Tartışma





11 Aralık 2007 – Salı

İkinci Oturum : BİLGİSİZLİK ve GÖRÜNÜMLERİ
10:00-13:00

Başkan: Prof. Dr. Devrim ULUCAN
İnsan Hakları İhlalleri Olarak Irkçılık-Ayrımcılık
· Ferai TINÇ
· Prof. Dr. Turgut TARHANLI
· Tartışma

11.00-11:30 Ara

· İnsan Hakları İhlallerine Yol Açan Retorikler: Demokrasi-İnsan Hakları İkilemi
Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN
· İnsan Hakları İhlallerine Yol Açan Retorikler: Güvenlik-İnsan Hakları İkilemi
Prof. Dr. İbrahim KABOĞLU
· Tartışma

Üçünçü Oturum: TERÖR ve GÖRÜNÜMLERİ
14:00 -15:30

Başkan: Prof. Dr. Sevgi İYİ
· Prof. Dr. Fazıl SAĞLAM
· Doç. Dr. Cemal GÜZEL
· Tartışma

15:30-16:00 Ara

Dördüncü Oturum :YUVARLAK MASA- KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARININ
16:00-17:30 İNSAN HAKLARI İHLALLERİNDEKİ ROLÜ

Yöneten: Prof. Dr. Cemil OKTAY
Katılanlar: Prof. Dr. Sevda ALANKUŞ , Prof. Dr. Korkmaz ALEMDAR, Prof. Dr. Peyami ÇELİKÇAN, Ragıp DURAN

İstanbul Seminerleri

Türkiye Felsefe Kurumu
Ahmet Rasim Sokak 8/2, 06550 Çankaya, Ankara
Tel: 312-440 74 08
tfk@kilim.com.tr
www.tfk.org.tr

TÜRKİYE FELSEFE KURUMU
İSTANBUL SEMİNERLERİ

T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ
FELSEFE BÖLÜMÜ





YENİÇAĞDA FELSEFE II


14-15 Aralık 2007
İstanbul
T.C. Maltepe Üniversitesi
İletişim Fakültesi, Sinemar 1

14 Aralık 2007, Cuma

10.30-11.00
Açılış: Betül Çotuksöken, Maltepe Üniversitesi Felsefe Bölümü Başkanı, Türkiye Felsefe Kurumu Başkan Yardımcısı

Birinci Oturum

11.00-13.00


Oturum Başkanı

: Sabahattin Güllülü
Kadir Çüçen

: Felsefi Temelleri Açısından Avrupa’da Aydınlanma

Ali Taşkın

: 18.Yüzyılda İskoçya’da Seküler Felsefenin Gelişmesi

Kaan H. Ökten

: Kant ve Sansür - Kilise ve Devletin Özgürlükçü Düşünceyle Mücadelesi


Tartışma

13.00-14.30
Öğle arası

İkinci Oturum

14.30-18.00


Oturum Başkanı

: İsmail Demirdöven
Taşkıner Ketenci
: Saf Aklın Eleştirisi’ni Neden Okumalıyız?

Bülent Gözkan
: Kant-Frege İlişkisi ve 20.Yüzyıl Felsefesine Etkileri





Tartışma

Ara


Nebil Reyhani
: Değişen Bilme İdealleri Bakımından Kant ve Diltey


Halil Turan
: Etikte Sihirli Sözcük: Duygudaşlık – David Hume ve Adam Smith


Tartışma


15 Aralık 2007, Cumartesi

Üçüncü Oturum

10.30-13.00


Oturum Başkanı

:
Çetin Türkyılmaz

: Nietzsche ve Varlık Sorunu
Zekiye Kutlusoy
: Felsefenin Bilimi Anlam(landırm)a Çabasında Bilgi Felsefesinden Bilim Felsefesine



Harun Tepe

: Kant Etiği ve Günümüz

Tartışma
FELSEFE SÖYLEŞİLERİ

Düzenleyen:
Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Felsefe Grubu Eğitimi ABD




“ İnanç Sorgulanabilir mi?”





Konuşmacı:
Yrd. Doç. Dr. Eyüp Erdoğan
(Mersin Üniversitesi Felsefe Bölümü)



Yer: Merkez Kütüphane
Konferans Salonu
Tarih: 10 Aralık 2007 Pazartesi
Saat: 14:00

Wednesday, November 28, 2007






FELSEFE SÖYLEŞİLERİ

Düzenleyen:
Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Felsefe Grubu Eğitimi ABD




“Vico
ve Yeni Bilim”



Konuşmacı:
Yrd. Doç. Dr. Sema Önal
(Mersin Üniversitesi)



Yer: Hasan Ali Yücel Salonu
Eğitim Fakültesi Dekanlık Binası Zemin Katı
Tarih: 11 Aralık 2007 Salı
Saat: 14:00


Wednesday, November 21, 2007

Dünya Felsefe Günü Kutlu Olsun!

Güncel Önkal


16 Kasım 2006'da Dünya Felsefe günü beşinci kez tüm dünya felsefecileri tarafından etkinlikler ile kutlandı; felsefenin ve felsefi düşünmenin yaygınlaştırılması için çalışmalar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yapıldı. UNESCO 2002 yılından itibaren her yıl kasım ayının ikinci haftasının Perşembe gününü Dünya Felsefe Günü olarak kutluyor. Kuruluşun internet sayfasında yapılacak kısa bir araştırma son beş yılda filozofların kutlamalarının hangi tematik değişimlere hızla uğradığı konusunda bilgiler içeriyor: Kutlamaların yapılmaya başlandığı ilk yıl olan 2002 yılında "felsefe tarihi", "çağdaş felsefenin alanları" gibi masum konular işlenirken, 2003'te "global adalet", "kültürlerarası ve kültürlerüstü felsefenin imkanı" gibi siyasal değişimlerin ve güncel, küresel problemlerin kaynağının tartışılması hedeflenmiş. Kutlamaların üçüncü yılı olan 2004'te filozoflar kutlama faaliyetlerinde adeta "insan hakları problemleri" odağında kilitlenmişler. Son olarak geçen yılın kutlamalarında ise Jean Paul Sartre ve Paul Ricœur'nün düşünceleri ışığında "sivillerin çatışmalar karşısındaki durumları" insanlık idealleri açısından ele alınmış.


Geçen yılın kutlama programına baktığımızda ise geçmiş yıllardan çok farklı bağlamda UNESCO'nun "modernite karşısında Arap Dünyası ve Müslümanlık" başlıklı tartışmaları açmak istediğini görüyoruz. Bu tartışmalara paralel olarak düşünülebilecek Levinas Felsefesi de kutlama programları içinde yer almış. Dolayısıyla, Dünya Felsefe Günü, filozofların ve felsefeye yakın duran entellektüellerin her yıl dünya problemleri karşısında hesap vermeleri gereken önemli bir vicdan günü olarak beliriyor. Dünya Felsefe Günü'nde entellektüeller insanlık adına adeta günah çıkarıyorlar. Dünya coğrafyası üzerinde yaşanan adaletsizlikler, insan olma durumundan gün geçtikçe uzaklaşan değerlerin çıkmaza girmesi, filozofları daha da fazla çalışmaya zorlayacaktır. Burada asıl görevin siyasal güç odaklarına düştüğünü söylemek gerekiyor. Filozoflara ve felsefe biliminin söylediklerine, varılan teorik sonuçlara kulak tıkayan uygulayıcılar, hem kendilerine hem de insanlığa büyük zararlar vermişlerdir ve ne yazık ki vermeye devam edeceklerdir. Düşünsel temeldeki boşluklar, kaymalar ve tutarsızlıklar insanın politik eylemlerinde kendini trajik olarak gösteriyor.


Yerel olandan global olana geçiş, Dünya Felsefe Günü gibi düşünsel temellerimizi sorgulayacak etkinliklerin, günün anlam ve önemine hizmet edecek şekilde verimli tartışmaları teşvik etmesi ile mümkün olacaktır. Dünyanın değişen koşulları felsefe çalışmalarının kapalı kapılar ardında bireysel okumalardan daha fazlasını ortaya koymasını şart koşmaktadır. Türkiye'nin filozofları da, Dünya Felsefe Günü etkinliklerini gerçekten Dünya'da neler olup bittiğinden bağımsız şekilde kutlanamaz bağlamda ele almalıdır. Bu nokta filozoflarımız açısından bir yetkin olmayış değil ama eksik kalma durumudur. Öyle ki eğitimcilerin eğitimi noktasında, felsefeyi öznel, ideolojik ve günlük hayattan kopuk olarak değil, gençlere felsefi düşünmeyi sevdirecek şekilde anlatabilecek, aktarabilecek, çağdaş gidişatı analiz edebilen soyutu somutla bağdaştırabilecek eğitimcilere ihtiyacımız vardır.



Felsefenin birincil kazanımlarından biri olan "kendini bilmek"ten hareket edersek; kendimizin ne olduğunu bilmeden başka bir şeyin bilgisine de sahip olamayız, başkalarını da bilemeyiz ve anlayamayız. Dünya Felsefe Günü'nün Türkiye'de felsefenin itibarını arttıracak çalışmalara, pratik sonuçlar doğurabilecek projelerle öncülük etmesi kuşkusuz daha yerinde ve gerçekçi olacaktır. Topraklarımızın sahip olduğu düşünce geleneği Dünya entellektüelleri trafiğinde hangi köşebaşında yer alabilir? Bu sorunun yanıtı ancak kendi felsefe geleneğimizi daha çok araştırmak, ortaya koymak; ancak en önemlisi yabancı dilde de anlaşılabilir ve bağlantılı kılmaktır. Geçtiğimiz yıl Türk felsefesinin Osmanlı İmparatorluğu'ndan başlanarak incelenmesi açısından verimli geçti. Bu alanda pek çok inceleme ve çeviri eseri ortaya kondu, yayımlandı. Özellikle Sayın Prof. Dr. Remzi Demir'in Philosophia Ottomanica adlı üç ciltlik titiz çalışması Avrupalı Türkologlar tarafından yoğun ilgi ile karşılandı. Ancak Türkiye'de felsefe alanında çalışanlar bu eserleri ne kadar takip ediyorlar bilemiyoruz.


Doğaldır ki, arzu edilen ve ulaşılması gereken nokta düşünce tarihimizin sadece anlatılması değil, bu birikimin dünyanın çağcıl problemleri karşısında ne türden açılımlar başarabileceğinin gösterilmesidir.


Dünya Felsefe Günü'nün, filozoflarımızda, -her alanda yaşadığımız gibi-, kurumsallaşma eksiğimizi kapatmak için daha fazla sinerji yaratmasını, okuma ve çalışma gayreti ile yaratıcı fikirlerde açıklık getirmesini, bu günden itibaren dünya felsefesine daha fazla katkıda bulunmalarına bir vesile olmasını dilerim.

Tuesday, November 20, 2007

Panel : Felsefe Nedir

Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü tarafından 22 Kasım 2007 Perşembe günü “Felsefe Nedir” konulu bir panel düzenlenecek.


Mersin Üniversitesi Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sara Çelik ve Çukurova Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Günay’ın konuşmacı olarak katılacağı panel, Prof. Dr. Uğur Oral Kültür Merkezi B Salonu’nda saat 14.00’da başlayacak.

Monday, November 19, 2007

2007 Dünya Felsefe Günü
Atatürk Kültür Merkezi ve The Marmara Oteli
İstanbul


22 Kasım 2007
9.30 – 11.00
Atatürk Kültür Merkezi


Açılış

· Sayın Prof. Dr. Arsın Aydınuraz, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı
· Sayın Kadir Topbaş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı
· Sayın Muammer Güler, İstanbul Valisi
· Sayın Ali Tınaz Tuygan, UNESCO Türkiye Daimi Delegesi
· Sayın Pierre Sané, İnsan ve Toplum Bilimlerinden Sorumlu UNESCO Genel Direktör Yardımcısı



Açılış Konferansları
“Diyalog: Ne üzerinde, Kimler arasında?”
Otfried Höffe (Almanya)
İoanna Kuçuradi (Türkiye)
Başkan: Pierre Sané

11.00 – 11.30
Atatürk Kültür Merkezi
Kahve arası felsefe sohbetleri


11:30 – 13:30 Marmara Oteli, Platon Salonu
YUVARLAK MASA I
Barışın ve İnsan Haklarının Felsefi Temelleri: Ulaştığımız
Nokta Nedir?

Başkan: Betül Çotuksöken (Türkiye)
Katılımcılar: Bhuvan Chandel (Hindistan)
Samuel Lee (Kore)
Maija Kule (Letonya)
Monica Gomez (Meksika)


11:30 – 13:30 Marmara Oteli, Kant Salonu
YUVARLAK MASA II
Felsefi Etik, Meslek Etikleri ve Diğer Felsefi Olmayan Etikler

Başkan: Harun Tepe (Türkiye)
Katılımcılar: Myrto Dragona-Monachou (Yunanistan)
Carlin Romano (ABD)
Ghazala Irfan (Pakistan)
Leon Olive (Meksika)
Alya Saada (Tunus)


11:30 – 13:30 Marmara Oteli, İbn-i Rüşd Salonu
YUVARLAK MASA III
Serbest Pazar: Yoksulluktan Kurtulma Yolu mu, Yoksa Yeni
Dünya Problemlerine Bir Neden mi?

Başkan: Kadri Yamaç (Türkiye)
Katılımcılar: Ayşe Buğra (Türkiye)
Paulin Hountondji (Benin)
Marcelo Dascal (İsrail)
Ferda Keskin (Türkiye)


11:30 – 13:30 Marmara Oteli, Nietzsche Salonu
YUVARLAK MASA IV
Felsefe ve Geleceği

Başkan: Korkmaz Alemdar (Türkiye)
Katılımcılar: Abdussalam Guseinov (Rusya)
Sémou Pathé Gueye (Senegal)
Doğan Özlem (Türkiye)
Abdullah Kaygı (Türkiye)


14.30 – 15.00
Marmara Oteli, Kant Salonu
Üç Filozofa Saygı
Alan Gewirth, Richard Rorty, Iris Marion Young
William L. McBride (ABD)


15:00 – 17:00 Marmara Oteli, Kant Salonu
YUVARLAK MASA V
Kadın Felsefeciler İnsanlığın Geleceğinin
Biçimlendirilmesinde Nasıl bir Rol Oynayabilir?

Başkan: Moufida Goucha (UNESCO)
Katılımcılar: Hourya Benis Sinaceur (Fas)
Ghazala Irfan (Pakistan)
Zeynep Davran (Türkiye)
Geneviève Fraisse (Fransa)


15:00 – 17:00 Marmara Oteli, Platon Salonu
YUVARLAK MASA VI
Güvenlik mi, İnsan Hakları mı: Gerçek mi, Yoksa Sahte bir
İkilem mi?

Başkan: Stephen Voss (Türkiye)
Katılımcılar: Anat Biletzki (İsrail)
Jacques Poulain (Fransa)
Uluğ Nutku (Türkiye)
Bensalem Himmich (Fas)


15:00 – 17:00 Marmara Oteli, Nietzsche Salonu
YUVARLAK MASA VII
Dünyaya Bakışımız Nasıl Gelişti: Neye Küresel, Neye Yerel,
Neye Ortak Diyoruz?

Başkan: Pınar Canevi (Türkiye)
Katılımcılar: Yersu Kim (Kore)
Ivan Kaltchev (Bulgaristan)
Gürol Irzık (Türkiye)
Nkolo Foé (Kamerun)


15:00 – 17:00 Marmara Oteli, İbn-i Rüşd Salonu
YUVARLAK MASA VIII
“Laiklik Nedir?” Sorusunu Yanıtlamak

Düzenleyen: Reset-Dialogues on Civilizations

Başkan: Nina zu Fürstenberg (İsviçre)
Katılımcılar: Giancarlo Bosetti (İtalya)
Faruk Birtek (Türkiye)
Alessandro Ferrara (İtalya)
Ramin Jahanbegloo (İran)
Gianni Vattimo (İtalya)


17:30 – 19:30 Marmara Oteli, Kant Salonu
YUVARLAK MASA IX
Dünyanın Daha İnsanca Yönetilmesine Felsefenin
Katkısı Ne Olabilir?

Başkan: Numan Hazar (Türkiye)
Katılımcılar: María Pilar Armanet (Şili)
Anaisabel Prera (Guatemala)
Petr Janyska (Çek Cumhuriyeti)

20.00 – 21.00
Atatürk Kültür Merkezi

Konser
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası
Şef: Fedor Gluşenko
Solist: Emre Elivar


23 Kasım 2007

Felsefe Kahvesi

11.00 – 13.00
Marmara Oteli, Aristoteles Salonu

Felsefeyi Paylaşmak I
Moderatörler: Halil Turan-Gülriz Uygur-Tansu Açık
Katılım herkese açık


15.00 – 17.00
Marmara Oteli, Aristoteles Salonu

Felsefeyi Paylaşmak II
Moderatörler: Ferda Keskin-Kurtul Gülenç-Dilek Arlı
Katılım herkese açık


Kitap sergisi, 2007 Dünya Felsefe Günü
özel pulun satışı



9:30 – 11:30 Marmara Oteli, Platon Salonu
YUVARLAK MASA X
Felsefede Diyalog

Düzenleyen: Uluslararası Felsefe Kuruluşları Federasyonu

Başkan: William L. McBride (ABD)
Katılımcılar: Betül Çotuksöken (Türkiye)
David Evans (K. İrlanda)
Ivan Kaltchev (Bulgaristan)


9:30 – 11:30 Marmara Oteli, Nietzsche Salonu
YUVARLAK MASA XI
Şiddet, Eğitim ve Demokrasi

Düzenleyenler: Uluslararası Felsefe Kuruluşları Federasyonu, Uluslararası Felsefe Enstitüsü, Uluslararası İnsan ve Toplum Bilimleri Konseyi

Başkan: Luca Scarantino (İtalya/Fransa)
Katılımcılar: Marcelo Dascal (İsrail)
Maija Kule (Letonya)
Hourya Benis Sinaceur (Fas)


9:30 – 11:30 Marmara Oteli, İbn-i Rüsd Salonu
YUVARLAK MASA XII
Felsefeyi Uygulamak Ne Demek?

Düzenleyen: Institut de pratiques philosophiques

Başkan: Oscar Brenifier (Fransa)
Katılımcılar: Nuran Direk (Türkiye)
Sevgi İyi (Türkiye)
Nimet Küçük (Türkiye)


9:30 – 11:30 Marmara Oteli, Kant Salonu
YUVARLAK MASA XIII
Neden Felsefe Eğitimi?

Düzenleyen: Türkiye Felsefe Kurumu, Felsefe Olimpiyadlarında Başarı Gösterenlerin Katılımıyla

Başkan: Sezen Kayhan (Türkiye)
Katılımcılar: Begüm Naz Bayırbaş (Türkiye)
Daria Cybulska (Polonya)
Martin Hergouth (Slovenya)
Alexander Johann (Almanya)
Elodi Moreau (Türkiye)



12:00 – 13:30
Marmara Oteli, Kant Salonu

· “Bir Özgürlük Okulu Olarak Felsefe.
Felsefe Öğretimi Yapmak ve Felsefe
Yapmayı Öğrenmek”
başlıklı UNESCO Etüdünün tanıtımı
Tanıtanlar:
Pierre Sané (UNESCO)
Moufida Goucha (UNESCO)
Tanıtıma katılanlar:
Oscar Brenifier (Fransa)
Luca Scarantino (İtalya, Fransa)

· Yirmibirinci Dünya Felsefe Kongresi
Bildiri Kitaplarının Tanıtımı
Tanıtanlar:
İoanna Kuçuradi
Stephen Voss
Tanıtıma Katılan Cilt Editörleri:
Pınar Canevi (Türkiye)
Catherine Champniers (Fransa)
Zeynep Davran (Türkiye)
Gürol Irzık (Türkiye)
Cemal Güzel (Türkiye)
Ferda Keskin (Türkiye)
Berna Kılınç (Türkiye)
William L. McBride (ABD)
Luca Scarantino (İtalya, Fransa)
Harun Tepe (Türkiye)


13.00 – 14.00
Marmara Oteli, Kant salonu

Kapanış ve Ödül Töreni

Kapanış Konferansı
Federico Mayor (İspanya)
Başkan: İbrahim Özdemir (Türkiye)



Dünya Felsefe Günü, 2007
İstanbul, Türkiye

Düzenleme Komitesi

Türk Düzenleme Komitesi

· Korkmaz Alemdar, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu
· Arsın Aydınuraz, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı
· Deniz Çakar, T.C. Dışişleri Bakanlığı
· Arif Gülen, T.C. Başbakanlık, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü
· Numan Hazar, Büyükelçi, UNESCO Türkiye Eski Daimi Delegesi
· Ioanna Kuçuradi, Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı
· Yusuf Örnek, Türkiye Felsefe Kurumu
· İbrahim Özdemir, T.C. Milli Eğitim Bakanlığı
· Salih Mutlu Şen, T.C. Dışişleri Bakanlığı
· Harun Tepe, Türkiye Felsefe Kurumu

UNESCO

· Pierre Sané, İnsan ve Toplum Bilimleri için Genel Direktör Yardımcısı
· Moufida Goucha, İnsan Güvenliği, Demokrasi ve Felsefe Bölümü Şefi
· Feriel Ait-ouyahia, İnsan Güvenliği, Demokrasi ve Felsefe Bölümü
· Kristina Balalovska, İnsan Güvenliği, Demokrasi ve Felsefe Bölümü

UNESCO Türkiye Daimi Delegasyonu

· Ali Tınaz Tuygan, Büyükelçi, Daimi Delege
· Esra Cankorur, Müsteşar

Monday, November 05, 2007

Felsefe Açısından Güncellik...

FELSEFE AÇISINDAN GÜNCELLİĞE BAKMAK:
ZİZEK, KAVRAMLAR VE TARİHSEL GERÇEKLİK


Mustafa Günay


Felsefe ve sosyal bilimler açısından güncelliğe bakmak, güncelliğin araka planındaki anlamını ve nedenlerini görmeye çalışmak, yaşadığımız olayları anlamak ve yorumlamak, doğru kararlar almak ve uygulamak için gereklidir. Ancak bunu yapmak beraberinde bazı zorluklar da getirmektedir. Ama konuşmak için, öyle durumlar olur ki zamanın geçmesini beklemek doğru olmayabilir. Ben de bu yazıda Slovenyalı felsefeci Slovaj Zizek’in geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir yazısından yola çıkarak, güncel bazı gelişmeler hakkında düşüncelerimi ortaya koyarak, tarihsel düşünmenin gerekliliğini vurgulamayı amaçlıyorum.


I. Zizek’in Düşüncelerinden Kesitler

Zizek’in 23 Ekim 2007 tarihli Guardian gazetesinde yayınlanan “Turkey is a thorn side of a western consensus” (Türkiye Batı uzlaşımının kıyısındaki dikendir” başlıklı yazısının Türkçesi 24.10.2007 tarihli Radikal gazetesinde yer almıştır.)


İran’ın yürüttüğü nükleer programa karşı ABD, İngiltere ve Fransa’nın siyasal temsilcilerinin (Cheney, Blair, Kouchner) tutumlarından söz eden Zizek, ABD ve müttefiklerinin artık inandırıcı olmadıkları konusunda haklıdır. Uzun süredir dünya kamuoyunun da farkında olduğu bir durum bu. Emperyalizmin siyasal retoriği artık gerçekleri gizleyememektedir. Zizek’in de söylediği gibi, Irak’ın işgali için “kitle imha silahları” bahanesi kullanılmıştı ve beraberinde demokrasi, özgürlük gibi kavramlarla işgalin meşrulaştırma girişimleri yapılmıştı, herkes hatırlamaktadır. Şimdi ise nükleer silah programından vazgeçmediği için İran’ın hedef olarak belirlendiği görülüyor. Zaten uzun süredir gündemde olan ve tartışılan bir konu. Ama bu arada hedefteki devletler arasında başka hangilerinin yer aldığını da ciddiyetle düşünmek gerek. Irak’tan önce de belki asıl hedef İran’dı. Ama bazı hedeflere aşama aşama yaklaşılır ve kimi zaman da ara hedefler asıl büyük hedefin de hazırlayıcısı ve tamamlayıcıdır. Adamlar ne zamandır “genişletilmiş Ortadoğu projesi”nden söz ediyorlar. Duymayanlar sağır mıdır bilemiyoruz. Söz konusu projenin kapsamında yer alan devletleri ve insanlarını da ne gibi sonuçların beklediğini ise kolayca tahmin etmek mümkündür. Projenin uygulama sahalarından önemli bir bölümü oluşturan ülkemiz ise, bu konuda kilit noktayı oluşturmaktadır. Söz konusu projenin bir parçası ve aktörü olmayı düşünenler ve heveslenenler ise, ortaya çıkabilecek korkunç sonuçları da öngörüyorlar mı? Eğer öyleyse vahşetin dalgalarına hazır olmalıyız. Uygarlık adına vahşetin programlanması ve projelendirilmesi ve tarihin sahnesine çıkarılması söz konusudur. Artık savaş yalnızca toprakların ele geçirilmesiyle sınırlı olmamakta, zihinsel, bilgisel kanallardan da geçerek, yaşamımızın her anında ve alanında mevziler açmakta, birlikte yaşama kültürünü açık ya da örtük biçimlerde yaralayarak, yeni düşmanlıkları da beslemektedir. Özellikle Anadolu topraklarında daha önce de denenmiş ama başarı olamamış böylesi tehlikeli oyunların ne oyuncusu, ne figüranı ne de izleyicisi olmamak elimizdedir. “Ne gelir elimizden insan olmaktan başka” diyen şairin (Edip Cansever) söylediği gibi.


Çağımızda savaşın anlamı ve kapsamının değiştiği konusunda da Zizek haklıdır. Yazısında ABD ve Avrupa’yı eleştirir görünen, ama sonunda Avrupa’nın kendini yenileyeceğine ilişkin umutlarından da söz eden Zizek’in tartışılması gereken kavramlar kullandığını görüyoruz. Bunlar arasında en dikkat çekici olanı “militarist hümanizm” kavramıdır. “Militarist hümanizm ideolojisinin dönüşü”nden söz eden Zizek’e göre: “Militarist hümanizmin sorunu, 'millitarist' değil, 'hümanizm' kısmında saklı. Bu doktrine göre askeri müdahale, insanları kurtarmak kılıfına sokuluyor, siyasetten arındırılmış, evrensel bir insan hakları mefhumuyla meşrulaştırılıyor; karşı çıkan herkes bir çatışmada düşman safında yer almakla kalmayıp, medeni ülkeler topluluğuna ihanet etmiş oluyor.”


ABD ve müttefiklerinin insani değerler adına konuştukları “biz”in kim olduğu sorusunun kilit bir soru olduğunu belirten Zizek, Türkiye meclisinin son tezkere kararının bu soruya bir yanıt getirdiğini iddia etmektedir.


Yazısının devamında ise Zizek, Türkiye’nin uğradığı terörist saldırılara karşı çıkardığı tezkere hakkında şöyle bir değerlendirme yapmaktadır: “Türkiye meclisi, ABD'nin baskısına direnerek, Kuzey Irak'taki Kürt isyancılara operasyon yapabilmesi için hükümete yetki verdi. Türkiye'nin terörle savaş adı altında sınır ötesi saldırı başlatma ihtimali her an artıyor ve sanki dışarıdan biri gelip 'biz' denen o kapalı çemberi kırmış, militer hümanitarizm tekelini elinde tutanların egemenliğini ihlal etmiş gibi bir durum çıkıyor. Meseleyi tatsız kılan şey, Türkiye'nin 'ötekiliği' değil, aynılık iddiası.”


Gerek “militarist hümanizm” kavramıyla gerekse türkiye’nin Batı ile aynılığı iddiasıyla ilgili olarak Zizek haklı değildir. Çünkü Zizek’in düşünceleri ve iddiaları gerçeklikle uyuşmamaktadır, kullandığı kavramlar yaşanan durumu açıklamaktan uzaktır. Türkiye’nin Batı ile aynılığından söz ederek, ülkemizi emperyalistlerle aynı kefeye koymaktadır. Teröristleri “isyancı” olarak adlandırmaktadır. Hiç şüphesiz aynı yaklaşım ve kavramlar başka Batılı düşünür, gazeteci ve siyasetçiler tarafından da kullanılmaktadır. Problemleri ve olguları eleştirel bir perpektiften değerlendirmesi gereken bir düşünürün bile, Türkiye’nin geçekliğinden değil aklındaki imgelerden yola çıktığı görülmektedir. Buna bağlı olarak Türkiye’nin aldığı operasyon kararını da “saldırı” olarak algılamaktadır. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana hangi ülkenin sınırlarına doğru yayılmacı, işgalci politikalar izlemiştir ki Türkiye, kendini savunma amacını taşıyan karar ve uygulamalar bile çarpık biçimde anlaşılmaktadır. Türkiye’nin hiçbir ülkenin toprağında bir karış bile gözü olmamışken, böyle itham edilmek düşündürücüdür. Ama ülkemizin topraklarına yönelik hesapların, çıkarların iyice belirginleştiği tarihsel bir dönemde atılacak adımlar da büyük önem taşımaktadır.


II. Kavramlar ve Tarihsel Gerçeklik

Gerçekliği kavramlarla dile getirir, yorumlar ve değerlendiririz. Gerçekliği değiştirmenin yolu da kavramlardan geçer. Kavramlarla çarpıtırız gerçekliği ya da doğru kavramlaştırmaya çalışırız. Kavramlar bize gerçekliği gösterdiği gibi, gizler de. Kavramlar kurucu, inşa edici olduğu gibi, yıkıcıdır da. Küreselleştirmeci güçlerin en büyük tahribatı da kavramlarıyla başlamakta ve yayılmaktadır. İnsanlığa ve uygarlığa yönelik tehditler ve yıkımlar, kavramlarla başlayıp, giderek yaşamımızda somut karşılıklarını bulmaktadırlar. Bu nedenle bazı kavramların emperyal güçlerin elinde anlamını ve işlevini kaybettiğini de unutmamak gerekir.
Kendi çıkarlarını insani değerleri çiğneme pahasına gerçekleştirmeyi bir siyaset olarak belirleyen toplumlar/devletler/kuruluşlar, kendilerini uygarlıkla, insan hakları ile özdeş gibi görseler ve göstermeye uğraşsalar da, attıkları her adımda arkalarında vahşetin kanlı izlerini bırakmaktadırlar. Irak’a yönelik işgalin aynı zamanda tarihe, insanlığın kültürel belleğine ve değerlerine yönelik olduğu açıktır. Uygarlığın çiçeklendiği topraklara düşen bombalar ve canlar, bizi bu vahşeti açıklayacak, aydınlatacak ve ortadan kaldıracak kavramlarla düşünmeye, konuşmaya ve eylemeye çağırmaktadır.


Sorun büyüktür, ciddidir. Yalnızca bir terör örgütü ve değişen koşullara göre ülkemize karşı kullanılması sorunu da değildir.


Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kadarki süreç içinde feodal yapının kırılamayışı, bugünkü sorunlarımızın önemli nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Ancak yirminci yüzyılın başında emperyalizm ulaşamadığı amaçlarına yönelme konusunda koşulları uygun görmekte ve geleceğimize yönelik büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bu nedenle güncelliğin anlaşılıp yorumlanmasında ve nereye gittiğimizi ya da götürülmek istendiğimizi anlama konusunda, tarihsel düşünmek durumundayız. Tarihin gidişatı tek yönlü değil, çok yönlüdür.
Cumhuriyetin 84. yıldönümünü kutladığımız bu günlerde, “bağımsızlık ve özgürlük” karakterimizin temel unsurları olmaya devam ediyorsa ve edecekse, ki etmelidir, 100. yıldönümünü de yaşarız, görürüz ve ötesini de…Ama bugüne kadar olduğu gibi, özelikle son elli yıldır, ABD ve AB çizgisinde rotamızı belirlersek, yalpalamakla kalmaz, tarihin sert kayalıklarına çarpıp batabiliriz de..Emperyalist fırtına sürmektedir.
*


Uygarlığın doğduğu ve geliştiği topraklar, Anadolu başta olmak üzere, insanlığın ve değerlerinin yeniden canlandığı topraklara dönüşmedikçe, fırtına dinmeyecek ve acılar bitmeyecektir. Bu nedenle yükselen duyarlıklarımızın tarihsel bir bilinç temeline dayanmasına büyük ihtiyaç vardır. Hem kendimiz, kendi insanımız için, hem de insanlık için…


* Benzer konuda kaleme alınmış olan diğer yazılarımı (Çember, Amerikan İmajı ve Gerçeği, Tarihin Açık Denizlerinde Karayı Görmek, Haritalar Sınırlar ve Tasarılar) http://felsefedefteri.blogspot.com adresinde okuyabilirsiniz. Dünya Kime Aittir adlı kitabımda da güncel ve tarihsel problemler hakkında yazılar yer almaktadır.

Wednesday, October 31, 2007






ÇEMBER …

Ya dışındasındır çemberin/
Ya da içinde yer alacaksın”
diyor Yeni Türkü eski bir şarkısında.
Candan Erçetin’in yorumu da ayrı bir güzellikte.
Ama bu yazıda şarkıdan, değil de şarkının çağrıştırdıklarından yola çıkarak, yakınımızdaki kan ve ateş çemberinden/çemberlerinden söz etmek istiyorum.

Son günlerde kan, ateş ve ölüm çemberi büyümeye devam ediyor: hem Doğu ve Güneydoğuda, hem de Filistin, Lübnan topraklarında…Irak’ta ise işgalin başlangıcından bu yana, kan-ateş ve ölüm çemberi tüm ülkeyi kuşatmış durumda. Her gün onlarca, yüzlerce insan ölüyor. Bunlar da haber ajanslarına ulaşanlar ve duyabildiklerimiz…Her gün bu tür haberler artık alışkanlık ve duyarsızlıkla karşılanır oldu. Niçin mi? Onlarca, yüzlerce insanın ölüm haberi artık gazetelerin kıyısında köşesinde veriliyor. Belki okuyanlar da artık bu tür haberleri pek umursamıyor. Ölüme, öldürmeye alışmış ve bunu bir yöntem haline getirmiş bir dünyada yaşıyoruz. Ahlakın ve hukukun ötesinde bir dünya…Sonuç işte ortada, yakınında, kıyısında yaşadığımız bir kan-ateş ve ölüm çemberi giderek genişliyor.

Dünyanın ve özellikle bu çemberin büyüdüğü ülkelerin sınırlarını yeniden çizmeyi amaçlayan ve kendi ekonomik-askeri çıkarları için her yolu ve yöntemi kullanmayı meşru ve gerekli görenler, kan-ateş ve ölüm çemberinin büyümesine katkıda bulunuyor. Kanla sulanan topraklarda barış çiçekleri açabilir mi, bombaların yankılandığı göklerde barış güvercinleri kanat çırpabilir mi?
Emperyalizm, 20. yüzyılda tamamlayamadığı paylaşımları ve gerçekleştiremediği senaryoları yeniden gündemde tutmaktadır. 21. yüzyılın da zorlu ve acılı bir dönem olacağı görünüyor. Ama elbette tarihin akışına yön veren de insanlar, toplumlar ve devletlerdir. Ne yazık ki bu akışın bulanık, kanlı ve sancılı olduğu bir dönemdeyiz. Ama insanlık içine düşürüldüğü bu çemberin kölesi olmama imkanına da sahiptir. Güncel gelişmeler hızlı, düşündürücü ve üzücü elbette. Ama yine de gerek ülkemizdeki gerekse çevresindeki çemberi değerlendirirken, tarih bilinciyle bakmak gereklidir. Çünkü ancak tarih bilincine dayanarak söz konusu çemberi kırmak mümkün olabilir, 1923’te olduğu gibi…


Sözler:
“Dünyanın hemen her yerinde, cellatlar bakan koltuklarına kurulmuşlar bile. Yalnız balta yerine kalem kağıt var ellerinde. Ölüm bir istatistik ve devlet işi oldu mu, dünya işleri iyi gitmiyor demektir. Ama , ölüm soyutlaştı mı, yaşam da soyutlaştı demektir.” (Albert Camus)

Dizeler:
“Bu dünya bakidir ve herkesten, elbette bir şeyler kalır
Kanayan bir sevda kalacak, delik deşik, benden kala kala” (Metin Altıok)

25. 7. 2006
http://www.yeniadana.net/


AMERİKAN İMAJI VE GERÇEĞİ


Pew Araştırma Merkezi'nce, 15 ülkede yapılan Küresel Eğilimler Anketi'nin sonuçları ve özellikle bu araştırmanın Türkiye ile ilgili bulguları Washington'ı kaygılandırıyor ve düşündürüyormuş. Neden mi?

Anketin yapıldığı 15 ülke arasında, sadece ABD'ye ve Başkan Bush'a değil, Amerikan halkına da en olumsuz bakan ülkeler arasında Türkiye, ilk sırada yer alıyor. 18 yaş üstü nüfusumuzda, Bush'a destek yüzde 3, ABD'ye destek yüzde 12.

Anketin ortaya koyduğu bu bulguları, Ankara'daki resmi ağızların ve çoğu analistin yaptığı gibi, "Bizdeki Amerikan karşıtlığı değil, Bush yönetiminin politikalarına tepki" diye yorumlamak ise mümkün görünmüyor. Çünkü yalnızca Amerikan başkanına ve devletine değil, Amerikan halkına olumlu bakanlarımızın yüzde 17 ile diğer bütün ülkelerden çok geride olması da üzerinde düşünülmesi gereken bir noktadır. Böyle olması da doğal aslında. Ama söz konusu olumsuz bakışın, nasıl bir düşünsel temele dayandığı önemli. Yalnızca güncel siyasi gelişmelerin yol açtığı bir olumsuzluk ise varolan, ne yapıp edip bu olumsuzluğu gidermenin, Amerikan imajını düzeltmenin yollarını arayacaklardır.


Bazı yorumcuların Amerikan çıkarları doğrultusunda, getirmeye çalıştıkları açıklama ve yorumların ise kamuoyunu etkilemeye yönelik olduğu görülmektedir. Bu tür yorumculara göre, “ABD'nin uluslararası imaj sorununun, Bush yönetiminin politikaları ile üslubundan kaynaklandığına; bunu düzeltmenin Washington'a düştüğüne hiç kuşku yok. Ama ABD'nin, Türkiye'de diğer bütün ülkelerdekinden daha vahim bir imaja sahip olması, AKP hükümetini özellikle düşündürmeli. Zira kadroları, Amerikan düşmanlığıyla flört ettikçe; liderleri, ABD ile işbirliğinin önemini, Türk halkına gerekçeleriyle anlatmadıkça, AKP'nin de Washington'daki imajı bozuluyor. AKP liderlerinin bu durumu önemsediğini biliyoruz. Bilmediğimiz, hükümetin, ortak vizyon belgesini, Türk halkına benimsetmek için ne çaba göstereceği.”(Yasemin Çongar, Milliyet 19.6.2006)

Amerikan imajına değil gerçeğine bakmak ve görmek durumundayız. Elbette günümüzde gerçek ile imajın birbirine karışması ve birbirinin yerini alması da söz konusudur. Küreselleştirmecilerin denetimindeki medya da, gerçeği gizlemeye yönelik imajlar oluşturma etkinliklerini son hızla sürdürmektedir. Ancak hangi imaj gizleyebilir ve unutturabilir: her gün katledilen yüzlerce insanı, işkencelerden geçirilen insanları, işgalci postallarıyla çiğnenen toprakları, kurutulan ağaçları, kan rengi akan ırmakları, uçakların ve helikopterlerin yaraladığı gökleri ve bir savaş alanına dönüştürülen yeryüzünü…

İnsanı ve insani değerleri hiçe sayanlar, kişi, kurum ya da devlet olsun, hangi imajla ayakta kalabilir, hangi imajın gücüyle kendini kabul ettirebilir? Küreselleştirmeciliğin, aslından insanlığın ve dünyanın sömürgeleştirilmesi olduğunu anlamadan, ABDye yönelik karşıtlıklıkların ve olumsuz tutumların bizi bir yere götüremeyeceği açık değil mi?

Sözler:

“Yaşam bana yaşlandıkça, gittikçe daha güzel görünüyor; ama yaşamak gittikçe daha da güç. Amerika’dan hiçbir şey ummayın. Bir son muyuz, yoksa başlangıç mı? Sanırım ki son. İnsanın aşkı tanımadığı bir ülke burası.” (Alfred Stieglitz, Mart 1946, Akt. Albert Camus, Yolculuk Günlükleri, Can yy, 1993.)

Dizeler:
“Acılı günler gördüm
Sığdıramam bir tek günü bir koca yıla
Geceler geçirdim yoz kentlerin bulvarlarında
Nice baharları kışlara gömdüm”
(Hasan Hüseyin Korkmazgil)




TARİHİN AÇIK DENİZLERİNDE KARAYI GÖRMEK

Mustafa Günay

İnsan zaman/tarih içinde yaşayan bir varlık olarak, geçmişten geleceğe, eskiden yeniye doğru yönelir. Ya da başka deyişle geçmiş ve gelecek arasında, eski ve yeni arasında, modern olan ile geleneksel olan arasında bulunmanın getirdiği karşıtlıklar, bunalımlar ve sorunlar yaşanır. Bu yaşantılar bireyler için olduğu gibi, uluslar-toplumlar ve kültürler için de söz konusudur.
Bir bakıma insanın zamana/tarihe olan yaklaşımı, bir yaşama felsefesini ve dünya görüşünü de içerir. Muhafazakarların geçmişe/geleneğe yaptıkları vurgu, bazı temel değer, kavram ve unsurların sürdürülmesi çabalarını hatırlayalım. Ya da devrimcilerin, reformcuların daha iyi ve daha güzel bir gelecek adına kalıplaşmış, mevcut gerçekliği oluşturan temel kavram değer ve kurumlarını değiştirmeye yönelik mücadelelerini düşünelim. Elbette bu iki ana grubun dışında belki bir başka grup de, gelenekle geleceği, eski ile yeniyi uzlaştırmaya yönelik anlayış ve tutumlarıyla karşımıza çıkarlar. Ülkemiz de bu konuda çok zengin bir örnekler ve deneyimler toplamına sahiptir. Ama sanırım tarihsel ve kültürel olanaklarımızı tam olarak kavrayamıyor ve tarihin açık denizlerinde yalpalamaya devam ediyoruz. Çünkü rotamız belirsiz. Belirlenmiş rotalar da bizim tercihimiz değil.


Tarihin açık denizlerinde, bir uygarlık ereğine yönelmiş ve bu konuda oldukça başarılı ve gelecek adına umutlu olmayı sağlayan adımlar atmıktık Cumhuriyetin ilk yıllarında. Ama sonra adına “küçük amerika” denilen bir adaya ulaşmak olarak çizildi rotamız, yalpalamaya başladık. Ve sonra günümüze kadar süregelen başka bir rotaya yöneldik: “birleşmiş avrupa” adasına ulaşacaktık bu kez. Ama söz konusu yolculuğun nasıl yapılacağı, hangi limanlara demir atılacağı vb. pekçok konuda ne kaptanların, ne tayfaların, ne gemideki yolcuların vaadedilen ada konusunda ne derece bilinçli oldukları ya da niçin böyle bir rotayı benimsedikleri üzerinde çok düşünülmesi gereklidir. Ve en ilginç ve anlamlı nokta da, yöneldiğimiz adanın henüz inşa halinde olması ve bu inşada da pek fazla sözümüzün geçmemesi...

Evet, tarihin açık denizlerinde yol alıyoruz. Sakallı Celal adlı bir halk filozofumuz, bir tarihte şöyle demişti: “Türkiye Doğuya giden bir gemidir. İçindeki bazı yolcular ise Batıya doğru koşarlar.” Tarihsel ve kültürel gerçekliğimize ilişkin söylenmiş, üzerinde düşünülmesi gereken bir söz. Bu söz, çeşitli biçimlerde de okunabilir/yazılabilir ve yorumlanabilir:
“Türkiye Batıya doğru giden bir gemidir. İçindeki yolcular ise Doğuya doğru koşarlar.”
Peki şimdi hangi sulardayız, gemi gerçekte nereye gidiyor...Karayı gören var mı?..

Sözler:

“Mağaranın içinde yaşayabiliriz; bu kişisel seçimlerimizle, düşüncelerimizle ilişkilidir. Ya da mağaranın bir başka mekana; örneğin bir aydınlığa, bir boşluğa ya da bir denize açıldığını düşleyerek mağaranın içinde keşifler de yapabiliriz. Düşünün ki, insanoğlu bu ufacık kırıntı düşlerle ne kadar büyük başarılar elde etti; bugünü var etti... Geçmişteki her insan, kendisinden yola çıkarak “insanı” yarattı. Ve yaşam hiç tükenmeyen bir akışla, hala insandan insana çoğalarak, zenginleşerek yol alıyor. Belki de bütün yolculuklarımız “kara göründü!” diye bağıran tayfanın heyecanlı sesine karışmaktır.”
(Rengin Bingöl, Kara Göründü adlı kitabından)

Dizeler:

“Dörtnala gelip uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim”
(Nazım Hikmet)


_____________________________________________________________________
HARİTALAR, SINIRLAR VE TASARILAR


Mustafa Günay

İlk dünya haritasını çizen kişinin Piri Reis olduğu bilinir. 1513 yılında çizilen bu haritadan ne yazık ki ancak bir bölümü günümüze kalmıştır. Haritanın elde kalan bölümünde Atlas Okyanusu, İberik Yarımadası, Afrika'nın batısı ile yeni dünya Amerika'nın doğu kıyıları görülmektedir. Piri Reis’in haritasının tarihsel açıdan önemli bir yönü de Kuzey Amerika haritasının çizimlerindeki doğruluk ve günümüzdeki bilgilerimizle uygunluğudur. Bilindiği gibi Kristof Kolomb'un Amerika haritası günümüze kadar bulunamamıştır. Ama o tarihlerden günümüze kadar haritacılık gelişmiş ve gerek dünyanın gerekse dünyadaki ülkelerin nice haritaları yapılagelmiştir.


Haritalar yenilenmiştir sürekli, çünkü ülkelerin sınırları değişmiştir/değiştirilmiştir. Emperyalist paylaşım savaşlarının sonucu olarak masa başında çizilen bazı ülkelerin sınırları düz bir çizgi halindedir. Ama pek çok sınır doğanın kıvrımlarını yansıtmaktadır. Ülkemizin sınırları ise ulusal bağımsızlık savaşının sonucunda belirlenmiştir. İlk bağımsızlık savaşıyla emperyalizme karşı mücadelede tarihsel bir örnek oluşturan ülkemiz, Atatürk’ün “yurtta barış, dünyada barış” düşüncesi doğrultusunda diğer ülkelerin bütünlüğüne zarar verecek girişimlerden kaçınmıştır. Ama ne yazık ki ülkemizin bütünlüğünü yıkmaya yönelik çabaların, açık ya da gizli biçimlerde günümüze kadar devam ettiği gözden kaçmamaktadır. Ayrılıkçı terörün son zamanlarda yeniden şiddeti tırmandırma yönünde giriştiği eylemler ve bu eylemlerin bazı medya organları tarafından dile getirilme biçimi oldukça düşündürücüdür. Bilindiği gibi ayrılıkçı terör örgütünün televizyonu, hava durumlarını verirken, Ankara ve İstanbul gibi şehirlerimizden “dış merkezler” olarak söz etmekte. Yine bilindiği gibi, ülkemizin haritası bazıları tarafından farklı biçimlerde çizilmekte ve kullanılmaktadır. Yapılan yeni haritalarda ülkenin bir bölümünde Kürt devletinin yer aldığı görülmektedir.


2 Nisan 2006 Pazar günkü Milliyet gazetesinin 17. sayfasında iki kısa haber yer alıyordu. “Bir Gaf da BBC yaptı” başlıklı haber şöyle idi: “İngiliz yayın kuruluşu BBC, son terör olaylarıyla ilgili haberinde Diyarbakır’dan “bölgesel başkent” diye söz etti. Gösterilerin “14 Kürt isyancı şüphelisinin asker tarafından öldürülmesinin ardından başladığı” ifadesinin kullanıldığı haberde, “Bölgesel başkent Diyarbakır’ın içinde ve çevresinde Kürtlerle Türk çevik kuvveti arasında yaşanan çatışmalarda 7 kişi öldü” denildi.”


Aynı tarihli Milliyet gazetesinde yer alan 'Federal güçler' gafı başlıklı Yasemin Çongar’ın haberinde ise, ABD'nin prestijli gazetelerinden Washington Post’un, Güneydoğu'da yaşanan son olaylara değindiği Cumartesi (1.1.2006) sayısında Diyarbakır'daki Türk askerlerinden 'federal güçler' diye söz ettiği belirtiliyordu. Haber metninin bir bölümü şöyle: ”Diyarbakır'da 4 PKK'lının toprağa verilmesinin ardından çıkan ve bölgedeki diğer illere de yayılan olayların, bölgenin Kürt kökenli nüfusu içinde görüş ayrılıklarına yol açtığı belirtildi.ABD'nin en prestijli gazetelerinden biri olan Washington Post'un Türkiye ve bölge ülkelerini izleyen muhabiri Karl Vick, dün yayımlanan Diyarbakır mahreçli haberinde, kent esnafının olaylarla ilgili olarak birbirinden farklı değerlendirmelerini yansıttı. Haberde, Diyarbakır'daki Türk askerlerinden, "federal güçler" diye söz edilmesi de dikkat çekti.”


Gaf sözcüğünün anlamı, yersiz, beceriksiz, zamansız söz veya davranıştır. Ama anlaşılan odur ki bazıları söyledikleri sözlerin zamanının geldiğini düşünüyor ya da bu şekilde mesajlar veriyor olmalılar. Bu tür sözlerin, tavırların ve çizilen yeni haritaların, tarihin çöp sepetine atılması bizim elimizdedir. Tarihin çöp sepeti de yoktur aslında. Tarih yaşayan her insanı yutar bir gün. Zamanın dipsiz kuyusuna düşmemek elimizde değildir. Ama o kuyudan yankılanan sesin ve geride kalan izin değeri, insani değerlerle bağıntılı değil midir?


Dinsel, etnik ya da benzer temellere dayanarak çizilen haritaların, sınırların ve tasarıların yaşamın içinde ve insan değerleri temelinde şansının/imkanının olmadığını görmek ve anlamak için, yeniden tarihin acı dersinden sınava girmemiz mi gerek?




Sözler:
“Atatürk ulusçuluğu akıldışı-duygusal değildir. Bu da onu ölçülü yapar: Ulusal kültür birikimindeki gerçek olan ve olmayan değerleri ona ayırt ettirebilir, onu kendisine gözü kapalı hayran (narcisse) ya da bencil yapmaz.(…) Bu ulusçuluk emperyalist değildir; akılcı ve moral bir norm olan ‘yurtta barış, dünyada barış’ ilkesine bağlıdır. Dünyadaki saygınlığın fetihlerle değil, evrensel kültür değerlerinin yaratıcısı olmakla gerçekleşeceğine inanır.” (Macit Gökberk)



Dizeler:
“Atlasları getirin! Tarih atlaslarını!
En geniş zamanlı bir şiir yazacağız” (Ece Ayhan)



Friday, October 19, 2007

Doğu-Batı Perpektifinde Türk Dünyası

Konferans Duyurusu

Konuşma başlığı: “Doğu-Batı Perspektifinde Türk Dünyası”

Konuşmacı: Prof.Dr. Selahattin Halilov

Tarih: 20 Ekim Cumartesi 2007

Saat: 13.30

Yer: İstanbul: Avrasya Bir vakfı, Küçükçekmece gölü kıyısında.

Selahattin Haliov, Azerbaycanlı önemli bir düşünce insanıdır. Türkçe’de “Doğu Batı-Ortak bir ideale doğru” adlı kitabı 2006 yılında Mefkure Yayınları tarafından yayınlanmıştı. Halilov’un yeni bir kitabı daha önümüzdeki günlerde yayınlanmak üzeredir.

Wednesday, October 03, 2007

1. Felsefe Öğretmenleri Kongresi

I. FELSEFE ÖĞRETMENLERİ KONGRESİ

Amaç:

Felsefe Öğretmenleri Kongrelerinin genel amacı, felsefe öğretmenleri arasında işbirliği ve dayanışmayı geliştirmek; felsefe öğretmenlerinin mesleki alanda gelişimlerini, eğitim alanındaki problemlerin ortaya konulmasında ve sorunların çözümünde aktif katılımlarını sağlamaktır.

I. Felsefe Öğretmenleri Kongresi “Ortaöğretimde Felsefe Eğitimi” başlığı altında felsefe grubu derslerinin programlarını, ders kitaplarını, derslere ilişkin etkinlikleri, felsefe öğretmenlerini ilgilendiren mevzuat ve uygulamaları değerlendirecek; öğretmen deneyimlerinin paylaşılmasını sağlamaya ve felsefe öğretmenlerinin daha örgütlü hareket etme olanaklarını bulmaya çalışacaktır.

Konular:

- Felsefe Eğitiminin Önemi/Gereği

- Felsefe Grubu Ders Programları
· Felsefe Programı
· Sosyoloji Programı
· Psikoloji Programı
· Mantık Programı
· İnsan Hakları ve Demokrasi Programı

- Felsefe Grubu Ders Kitapları
· Felsefe Ders Kitabı
· Sosyoloji Ders Kitabı
· Psikoloji Ders Kitabı
· Mantık Ders Kitabı
· İnsan Hakları ve Demokrasi Ders Kitabı

- Felsefe Grubu dersleri ile ilgili mevzuat ve uygulamalar
( ÖSS, Düşünme Eğitimi Dersi, Ders dışı etkinlikler, Seçmeli/zorunlu ders uygulamaları, Hizmet içi eğitim vb.)

- Felsefe Grubu Öğretmenliği Eğitimi

- Ders Yöntem ve Teknikleri

- Felsefe Kulüpleri




Kongre Takvimi:

15 Ocak 2008………… Bildiri özetlerinin teslimi için son tarih
1 Şubat 2008…. Bildiri özetlerinin değerlendirme sonuçlarının bildirilme tarihi
28 – 29 – 30 Mart 2008.... Kongre
Başvuru ve Katılım:
Kongre ilgilenen herkese açıktır. Kongreye bildirileriyle katılmak isteyen araştırmacıların hangi konu başlığı altında bildiri sunacaklarını, 750-1000 (poster bildiri için 500-750) kelimelik bir öneri veya özeti 15 Ocak 2008 tarihine kadar Kongre Düzenleme Komitesi'ne eklenmiş MS-Word dosyası olarak e-posta yoluyla göndermeleri gerekmektedir.
Bildiri sunmak isteyen araştırmacıların bildiri önerileri veya özetlerine e-posta adreslerini, faks numaralarını ve posta adreslerini eklemeleri gerekmektedir.
Kongre kitabı: Tam metinler bize iletildikten sonra bir komisyon tarafından yeniden değerlendirme yapılacak, kabul edilen metinler bir kitap olarak basılacaktır.
Her konuşmacıya 15 dakikalık sunuş ve 5 dakikalık tartışma olmak üzere 20 dakikalık süre verilecektir.
Bildiri Yazım Kuralları
Bildiriler Türkçe olarak 3000 kelimeyi (metin, grafikler, kaynaklar ve tüm ekler dahil) geçmeyecek şekilde hazırlanmalıdır. Elektronik (MS Word dosyası) ve kağıda basılmış olarak kongre süresince kayıt masasına iletilmelidir.



İletişim
E-posta:
bilgi@felsefecilerdernegi.org
Web: www.felsefecilerdernegi.org
Tel: (0312) 431 00 84, 0505 468 34 51, 0505 687 44 87
Adres: Felsefeciler Derneği Bayındır Sokak. No: 14 / 22, Kızılay / ANKARA

Atatürk - Jefferson

Amazon.com adlı kitap sitesinde, "Jefferson and Ataturk: Political Philosophies" adlı kitap, okurumuz Ahmet Parasız'ın gözüne ilişmiş. Türkçe çevirisi "Jefferson ve Atatürk: Siyasi filozoflar"... Yazarı: Garrett Ward Sheldon... Kitabın tanıtımında:"Bu kitap Amerika'nın kurucularından Thomas Jefferson ile modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün siyaset teorilerinin karşılaştırmalı incelemesidir" deniyor. Bu iki tarihi ismin, ulusal bağımsızlık savaşı, cumhuriyet, din özgürlüğü, halk eğitimi ve ekonomi konularındaki düşünce ve uygulamalarındaki benzerlikler üzerinde duruluyor. Batı ve Ortadoğu üzerindeki etkileri anlatılıyor.
Tanıtım sayfasında Dr. J. E. Botton adlı bir okurun mektubu dikkati çekiyor. Bu okur diyor ki:"Kitabı okumakla birlikte Atatürk'e daha az yer verilmesine üzüldüm.Atatürk, Jefferson gibi sadece İngiltere'ye karşı değil, onun yanında Fransa, İtalya, Rusya ve Yunanistan'a karşı da savaşmıştır. Ülkeyi Osmanlı Sultanı ve Halife'den kurtarmıştır. 15 yıl gibi kısa bir sürede eğitimde devrim yapmış, Latin alfabesine geçmiş, din ve devlet işlerini ayırmıştır. Atatürk, George Washington'un askeri başarısını, John Adams'ın siyasi maharetini ve Jefferson'un Rönesans kalitesini sergilemiştir. Bir zamanlar düşmanı olan Venizelos'un O'nu Nobel Ödülü'ne aday göstermesi de hatırlanmalıdır..."
* * *Eloğlu, Atatürk'ü böylesine yüceltmeye çalışırken... Bizde de Atatürk'ü Anayasa'dan çıkarma kampanyası başlatıldı. Bedhah mı arıyorsunuz?

Kaynak: Milliyet, 31.07.2007
Melih Aşık, Açık Pencere köşesi

İstanbul Liseleri Felsefe Platformu 2007-2008 etkinlikleri

İstanbul Liseleri Felsefe Platformu 2007-2008 dönemi için
öngörülen program




19 EKİM CUMA 16:30 - Özel Saint-Benoit Fransız Lisesi

Açılış ve platform tanıtımı-Hıfzı Aksay
Açılış konuşması : Prof. Dr. Betül Çotuksöken (Maltepe Üniversitesi)
Sorumlu Öğretmenler: Betül Atmaca (Tel:
e-posta:
betatmaca@yahoo.com
Ayfer Aral (Tel: 0535 555 60 88)
e-posta:
ayfer@sb.k12.tr

16 KASIM CUMA 16.30 – Kadıköy Anadolu Lisesi

Panel: Felsefe Açısından İnsan ve İnsan Dünyası
Oturum Başkanı : Prof. Dr. Betül Çotuksöken (Maltepe Üniversitesi)
Katılımcılar: Dr. Kurtul Gülenç (Maltepe Üniversitesi),
Prof. Dr. Tüten Ang
Sorumlu Öğretmen : Sedef Özgüle (Tel: 0533 735 75 62)
e-posta:
sedef.ilim@hotmail.com


22 KASIM PERŞEMBE

Dünya Felsefe Günü
Bu yıl Türkiye ev sahipliği yapacağı için okullar dinleyici olarak katılabilir.
Mekan Türkiye Felsefe Kurumu tarafından belirlenecektir

14 ARALIK CUMA 16.30 - Özel Esayan Ermeni Lisesi

Trajik Çağda İnsan Anlayışı
Danışman Akademisyen: Prof. Dr. Afşar Timuçin
Sorumlu Öğretmen : Songül Avcı (Tel: 0537 644 63 61)
e-posta:
songul_garine@hotmail.com

18 OCAK CUMA 16.30 – Özel Enka Lisesi

Modern Çağda İnsanın Yükselişi
Sorumlu öğretmenler : Melek Mumcuoğlu (Tel: 0544 347 07 15)
e-posta:
melekmumcuoglu@hotmail.com
Gonca Alpargun
e-posta:
goncaalpargun@enkaschools.com


21 MART CUMA 16:30 - Özel Amerikan Robert Lisesi

Konuyu seçen bir gruba okul ev sahipliği yapacaktır




İSTANBUL FELSEFE GÜNLERİ

05 NİSAN CUMARTESİ – Özel Bahçeşehir Lisesi

Akıl Sahibi Bir Varlık Olarak İnsan – Spinoza’da İnsan
Sorumlu Öğretmen : Handan Aydın (Tel: 0532 295 66 02)
e- posta:
aydn_handan@yahool.com




06 NİSAN PAZAR - Özel Üsküdar Amerikan Lisesi

Birey-Devlet İlişkileri
Sorumlu Öğretmenler: Gülfer Birsin (Tel: (0533 276 03 32)
e –posta :
gulferb@kocschool.k12.tr
Nihal Eren ( Tel: 0532 285 87 20)
e-posta:
nihal.eren@yahoo.com



02 MAYIS CUMA 16:30 – TED İstanbul Koleji Vakfı Özel Lisesi

Gizli Oturum (Jean-Paul Sartre)
Sorumlu Öğretmenler : Sona Tarpinyan (Tel: 0532 612 98 32)
e-posta:
sonatarpinyan@hotmail.com
Hıfzı Aksay (Tel: 0533 743 09 12)
e-posta:
h.aksay@ttnet.net.tr







Hegel Kongresi Basın Duyurusu

ULUSLARARASI HEGEL KONGRESİ

Tinin Görüngübilimi’nin Yayımının 200’üncü Yıldönümü
6-7 Ekim 2007Caddebostan Kültür Merkezi – İstanbul

Düzenleyenler ve SponsorlarFelsefeciler Derneği (Ankara)İdea Yayınevi (İstanbul)Kadıköy Belediyesi (İstanbul)Noesis Felsefe Atölyesi (İstanbul)



Hegel’in Tinin Görüngübilimi’nin Yayımının 200’üncü Yıldönümü İstanbul’da da Kutlanıyor
Her bilinç biçimi kendini gerçek olarak, kalıcı olarak görür. Ama duyusal bilinçten algıya, algıdan anlağa, ve anlaktan usa doğru yükselen ve daha karmaşık kültür biçimleri içinden ilerleyen bir bilinç biçimleri ardışıklığı vardır. Bir Süreç erekseldir, ve bilincin sürecinin Ereği bütün bir insanlık için Bilginin Olanağına ulaşıldığını gösterir. Her sonlu kültür biçimi gerçek olduğu sanısı içindedir. Ama böyle değildir, ve gerçek olmadığını ortadan kalkarak tanıtlar. Ortadan kalkış her biçimin kendi içindeki çelişkisinin sonucudur ve Tinin bu sonlu biçimlere sığamayacağının, onlardan daha çoğu olduğunun, onlarda tüm gizilliğini geliştirememiş olduğunun kanıtıdır. Her iki durumda da, hem bilişsel hem de kültürel bilinç biçimleri durumunda da, ortadan kalkış hiçbir zaman hiçliğe bir yitiş değil, ama her zaman daha da yüksek biçimlerin ortaya çıkışıdır. Hegel Tinin Görüngübilimi’nde (1807) bu sürecin raslantısal olmadığını, Tinin kendi gizilliği tarafından, Doğadaki ve Tindeki devimden başka birşey olmayan Diyalektik tarafından belirlendiğini tanıtlar. Hegel’in Platon’dan bu yana tüm Klasik Felsefenin elmas birikimini kapsayan Felsefesi – saltık İdealizm – özsel olarak ussal olan İnsanın Tarihinin ve bütün bir kültürel Varoluşunun boşuna yaşanmadığı, ereksel ve böylece anlamlı olduğu sonucunu çıkarsar. İnsanın geri kültürel biçimlerden sürekli olarak ileri kültürel biçimlere doğru geliştiğini, ve Tinin Zamandaki sürecinin yalnızca bilişsel gelişim değil, ama o denli de moral, etik ve estetik bir büyüme süreci olduğunu tanıtlar. İnsanı değersizleştiren ve hiçliğe yaraşır gören kuşkucu-nihilistik bakış açıları ile karşıtlık içinde, Tinin Görüngübilimi insan bilincinin Saltık Eğitime ve böylece gerçek, uygar varoluş biçimine yetenekli olduğunu, bu ereğe milyarların bilincinde Özgürlük kültürünün yükselişi yoluyla erişileceğini gösterir.


Hegel’in Tinin Görüngübilimi’nin yayımının 200’üncü yıldönümü Dünyanın pekçok kentinde olduğu gibi İstanbul’da da bir Uluslararası Kongre ile kutlanıyor. Felsefeciler Derneği ve İdea Yayınevi tarafından düzenlenen ve Kadıköy Belediyesi ve Noesis Felsefe Atölyesi tarafından desteklenen Uluslararası Kongre 6 ve 7 Ekim tarihlerinde Caddebostan Kültür Merkezinde toplanıyor. Katılım konu ile ilgilenen herkese açıktır ve ücretsizdir.


Kongre hakkında ayrıntılı bilgi için: http://www.ideayayinevi.com/Hegel_Kongresi/Hegel_Kongresi_Duyuru.htm
Caddebostan Kültür Merkezi (CKM): Haldun Taner Sk. No 11, Caddebostan, Kadıköy – İstanbul.

Uluslararası Hegel Kongresi Programı


Uluslararası Hegel Kongresi Programı
Program of International Hegel Congress

6 Ekim / October the 6th
09:30-10:00
Açılış
1’inci OTURUM / SESSION 1
Bilgi: Kurgul ve Fenomenal; Yöntem, Dizge / Knowledge, Speculative and Phenomenological; Method and System
10:00-10:30
Andreas Arndt (Berlin)Tarihsel Diyalektik? ”Tinin Görüngübilimi”ndeki Diyalektik Üzerine Historical Dialectic? On the Dialectic in Hegel’s “Phenomenology of Spirit”
10:30-10:45
ARA (BREAK)
10:45-11:15
Önay Sözer (İstanbul)Diyalektik’in Kaynağına DönüşReturn to the Source of Dialectic
11:15-11:45
Aziz Yardımlı (İstanbul)Diyalektik Yöntem?Dialectical Method?
11:45-12:15
TARTIŞMA (DISCUSSION)

2’inci OTURUM / SESSION 2
Tanıma ve Başkası / Recognition and The Other
14:30-15:00
Richard Gunn (Edinburgh)Kuram ve Kılgı Üzerine HegelHegel on Theory and Practice
15:00-15:30
Evrim Kutlu (Köln)Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”’nde ve Kültürlerarası Diyalogda Tanıma KavramıThe Concept of Recognition in Hegel’s “Phenomenology of Spirit” and in the Intercultural Dialogue
15:30-16:00
TARTIŞMA (DISCUSSION)
16:00-16:30
ARA (BREAK)

3’üncü OTURUM / SESSION 3
“Tinin Görüngübilimi,” Tarih, Marxizm / “Phenomenology of Spirit,” History, Marxism
16:30-17:00
Reinhard Jellen (Münih/Münich)Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in “Tinin Görüngübilimi” ve MarxizmHegel’s “Phenomenology of Spirit” and Marxism
17:00-17:30
Güçlü Ateşoğlu (Muğla) "Tinin Görüngübilimi”nde Tarihsel Bilinç KavramıThe Concept of Historical Consciounsness in “Phenomenology of Spirit”
17:30-18:00
Doğan Göçmen (Londra/London) Hegel ve Aydınlanmacılık /Hegel and Enlightenment
18:00-19:00
TARTIŞMA (DISCUSSION)

Uluslararası Hegel Kongresi ProgramıProgram of International Hegel Congress
7 Ekim / October the 7th
4’üncü OTURUM / SESSION 4
Politik Bilinç ve Kültür / Political Consciousness and Culture
10:00-10:30
Tülin Bumin (İstanbul)Tanınma Politikaları Bağlamında Hegel’in Yeniden-OkunmasıRe-reading of Hegel in the Context of Politics of Recognition
10:30-10:45
ARA (BREAK)
10:45-11:15
Barış Parkan (Ankara)İnsan Eylemi, Kendilik ve Özgürlük: Hegel ve Arendt Arasında Bir KarşılaştırmaHuman Action, Selfhood and Freedom: A Comparison Between Hegel and Arendt
11:15-11:45
Zeynep Savaşçın (İstanbul)Charles Taylor’ın Çokkültürcü Teorisinin Hegelci KökenleriThe Hegelian Origins of Charles Taylor's Theory of Multiculturalism
11:45-12:15
TARTIŞMA (DISCUSSION)

5’inci OTURUM / SESSION 5
“Tinin Görüngübilimi” ve “Mantık Bilimi” / “Phenomenology of Spirit” and “Science of Logic”
14:00-14:30
Kurtuluş Dinçer (Ankara)Hegel ve Felsefenin Dili Hegel and the Language of Philosophy
14:30-15:00
Alper Türken (İstanbul)Hegel’in Kavram Kavramı ve Çağdaş Görgücülüğün BunalımıHegel’s Concept of Concept and the Crisis of Contemporary Empiricism
15:00-15:30
Nilgün Toker Kılınç (İzmir)Habermas'ın Felsefesinin Hegel Felsefesindeki Kökleri The Hegelian Origins in the Philosophy of Habermas
15:30-16:00
TARTIŞMA (DISCUSSION)
16:00-16:30
ARA (BREAK)

6’ncı OTURUM / SESSION 6
Anımsama ve Kavramın Diyalektiği / Recollection and the Dialectic of the Concept
16:30-17:00
Elif Çırakman (Ankara)Tinin Özgürleşme Serüveni: Anımsama ve ÖzveriThe Adventure of Spirit's Freedom: Recollection and Self-Sacrifice
17:00-17:30
Levent Kavas (Gazimağusa-Kıbrıs) 'Terreur'ün Görüngübilimi The Phenomenology of 'Terreur'
17:30-18:00
Çetin Türkyılmaz (Ankara) Hegel’de Düşüncenin Hareketi ve Düşünülmüş Olan The Movement of Thought and That Which is Thought in Hegel
18:00-19:00
TARTIŞMA (DISCUSSION)

Friday, August 17, 2007

Dünya Felsefe Günü Bu Yıl İstanbul'da...



DÜNYA FELSEFE GÜNÜ

BU YIL İSTANBUL'DA KUTLANACAK.

Artık felsefenin de bir günü var. Her yıl Kasım ayının üçüncü Perşembe günü, Dünya Felsefe Günü olarak kutlanmaktadır. Bu konudaki önerinin, Türkiye Felsefe Kurumu tarafından getirildiğini ve UNESCO tarafından da kabul edildiğini hatırlatmak yerinde olur. 1946 yılında resmen yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler, Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization: UNESCO), savaş ve çatışmaların ilk çıkış yerinin insan zihni olduğunu belirtir. Dünyamızdaki olumsuz gelişmelerin önce zihinlerde başlaması nedeniyle, UNESCO’nun birtakım ilkeleri yaygınlaştırmayı amaçladığını görüyoruz. Dünya Felsefe Günü dolayısıyla, ülkemizde bazı üniversiteler ve liseler etkinlikler düzenlemektedir. Son derece memnunluk verici bu etkinliklerin gitgide çoğalması ve felsefenin öneminin daha fazla anlaşılır olması günümüzde daha çok önem kazanmıştır. Dünya Felsefe Günü nedeniyle felsefenin gündeme gelmesi önemlidir; çünkü gerek dünyada gerekse ülkemizde felsefeye duyulan gereksinimin arttığını görüyoruz. İnsanlığın karşı karşıya olduğu problemler kadar, ülkemizin kendine özgü problemleri de, olaylara felsefenin ışığında da bakabilmeyi gerekli kılmaktadır. Savaşların ve çatışmaların bitmek bilmediği, savaş tacirlerinin her türlü yolu ve yöntemi kullanmaktan çekinmedikleri günümüz dünyasında barış, özgürlük, insan hakları, insanın onuru ve değerlerin savunulmasında felsefenin temellendiriciliği ve aydınlatıcılığı büyük önem taşımaktadır. Yaşadığımız dünyayı daha iyi, daha insancıl bir dünyaya dönüştürmede ve uygarlık maskesiyle gizlenmeye çalışılan modern barbarlıklara başkaldırmada felsefenin işlevi yaşamsal bir önem taşımaktadır.

2002 yılından itibaren kutlanmaya başlanan Dünya Felsefe Günü dünya problemlerine felsefe ile de bakabilme bilincinin yaygınlaştırılmasında önemli bir işlev oluşturacaktır. Böyle bir günün saptanmasında Uluslararası Felsefe Kurumları Federasyonu’nun çok değerli çabaları olmuştur. Prof. Dr. İoanna KUÇURADİ’nin başkanı olduğu Türkiye Felsefe Kurumu sözü edilen federasyonun aktif bir üyesidir. Türkiye Felsefe Kurumu bir sivil toplum kuruluşu olarak, gerek ülkemizde gerekse dünyada felsefe ve insan hakları bilincinin yaygınlaştırılması konusunda önemli sorumluluklar üstlenmiştir. Dünya Felsefe Günü nedeniyle, felsefenin gündeme gelmesi pek çok bakımdan yararlı olacaktır. Gün dolayısıyla etkinlikler yapılabilir. Söyleşiler, konferanslar, paneller vb. yoluyla felsefecilerimiz, felsefeye ilgi duyan kişilerle bir araya gelerek felsefe sevgisinin ve ilgisinin güçlenmesine katkıda bulunabilirler. Felsefecilerin yalnızca yazılarıyla ve kitaplarıyla değil konuşmaları ve eylemleriyle de insanların içine çıkmaları gereklidir.

Burada, Prof. Dr. İoanna KUÇURADİ’nin 2004 yılında yayımladığı Dünya Felsefe Günü kutlama mesajını, felsefenin toplumla ilişkisi açısından önemli belirlemelerle dolu olması nedeniyle anımsatmak yararlı olur:

‘‘Bütün dünyadaki felsefeciler çeşitli etkinliklerle Dünya Felsefe Günü’nü kutluyor. Felsefe fildişi kulesinden çıktı artık. Ama önümüzde yürüyecek uzun ve engebeli bir yol var. Bu yolda Dünya Felsefe Günü, olan bitene ve yapmak üzere oldukları felsefi değer bilgisiyle bakmaya ve bilgiyle düşünmeye çoğu insanın ayıracak vakti olmadığı felsefenin ne işe yaradığını göstermek ve bu amaca hizmet eden bir felsefe eğitiminin dünyamızda neler sağlayabileceğini hatırlatmak için bir fırsat oluşturuyor.’’

Not: Felsefe günü hakkında yapılacak etkinlikler, belirlendikçe duyurulacaktır.

Friday, July 13, 2007



KUÇURADI, Ioanna, Insan Hakları Kavramları ve Sorunları, , Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları, 2007.


Ioanna Kuçuradi insan haklari ve hukuk-devlet-siyaset felsefesi yazilarini bir araya getirdigi bu kitapta, özellikle felsefi bilgiyle temellendirilmis açik bir insan haklari kavraminin önemi üzerinde duruyor. Insanin degerinin bilgisine dayanan kendi insan haklari kavramindan yola çikarak, insan haklarinin korunabilmesi ve ihlallerinin önlenebilmesi için nasil bir hukuk, devlet ve siyaset anlayisiyla hareket edilmesi gerektigini tartisiyor. Bu tartismayi yaparken bir yandan teorik sorunlara diger yandan da bu teorik sorunlarin yol açtigi pratik sorunlara deginerek, bunlarla nasil basa çikilabilecegine yönelik önerilerde bulunuyor.


Bu kitap, ülkemizde bu alanda gerek teorik gerekse pratik düzeyde is görenler bakimindan önemli bir boslugu dolduracak niteliktedir.

Friday, June 15, 2007


ÖZNE DERGİSİ 4. YILINDA

Çukurova Üniversitesi Felsefe öğretmenliği bölümü öğretim üyesi Mustafa Günay’ın genel yayın yönetmenliğini yaptığı, felsefe içerikli ÖZNE dergisi yayınlanan 7. sayısıyla 4. yılına girdi.

Özne’nin danışma kurulunda bulunan felsefeci ve sosyal bilimciler arasında şu isimler yer alıyor:
Prof. Dr. Hasan Aslan(Akdeniz Üniv.), Prof. Dr. Sara Çelik(Mersin Üniv.), Yrd. Doç. Dr. Sebahattin Çevikbaş(Atatürk Üniv.), Pof. Dr. Betül Çotuksöken(Maltepe Üniv.), Prof. Dr. A. Kadir Çüçen(Uludağ Üniv.), Doç. Dr. H. Nur Erkızan(Muğla Üniv.), Doç. Dr. Zeynep Direk(Galatasaray Üniv.), Prof. Dr. Sevinç Güçlü(Akdeniz Üniv.), Prof. Dr. Adnan Gümüş(Çukurova Üniv.), Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan(Muğla Üniv.), Prof.Dr. Selahattin Halilov (Özel Azerbaycan Üniversitesi ), Prof. Dr. Rahmi Karakuş(Sakarya Üniv.), Arslan Kaynardağ, Prof. Dr. Doğan Özlem(Muğla Üniv.), Dr.Ebulfez Suleymanov (Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Felsefe, Siyaset ve Hukuk Arastırmaları Enstitusu),
Prof. Dr. Mustafa Yıldırım(Atatürk Üniv.), Yrd. Doç. Dr. Solmaz Zelyut(Ege Üniv.).


Yılda iki kez yayınlanan Özne’nin 4. yılındaki bu sayısında dosya konusu olarak Nihilizm Sorunu ele alınıyor. Özne’nin bu sayısında yer alanlar: “Descartes’tan Foucault’ya Modern Özne ve Dönüşümleri Sorunu”/Sara Çelik, “Albert Camus ve Nihilizm Problemi”/H. Haluk Erdem,
“Değerler Bağlamında Siyaset Mümkün müdür?”Mustafa Günay, “İslami Terör Kavramı Üzerine”/Mehmet Özcan, “Thomas Bernhard ve Nihilizm”/Ahmet Sarı, “İngiliz Edebiyatında Nihilizm”/Şebnem Sema Tuncel, “Maske, Fark ve Paris”/Sadık Erol Er, “Modernliğin Sıkıntıları ve Charles Baudelaire”/Fırat Mollaer, “Nietzsche’nin Epistemolojisi Üzerine Kısa Bir Not”Ata Devrim, “Augustinus’un İtiraflar (Confessiones) adlı eserinin XI. Kitabında zaman kavramının felsefi açıdan temellendirilmesi”/ Arslan Topakkaya, “Nermi Uygur’un Düşünce Dünyası”/Betül Çotuksöken, “Sayın Nermi Uygur’un Anısına”/Sibel Öztürk Güntöre, “Ölenlerin Felsefesi”/İsmail Hakkı Baltacıoğlu, “Ölümün Felsefesi” (şiir)/Neslihan Yalman, “Felsefe”(şiir)/Tan Doğan, Salahettin Halilov’un “Doğu-Batı: Ortak Bir İdeale Doğru” Kitabı Üzerine”/ Ekber N. Necef, “Vehbi Hacıkadiroğlu’nun İnsan Anlayışı”/İsmail Örnek, “Olumsuzlamanın Olumu”/Arda Cevahir, “Söz ve Politika”/Mehmet Erkan.

İletişim:
oznefelsefesanat@yahoo.com, mgunay@cu.edu.tr
http://oznefelsefesanat.blogspot.com
Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi,
Felsefe Grubu Eğitimi Bölümü
01330 Balcalı/Adana





SUNU

Nietzsche’nin çekiç sesleriyle haber verdiği nihilizm çağında yaşıyoruz. Yirminci yüzyılın başlangıcından bu yana nihilizmin boyutları genişledi: ahlaki nihilizm giderek siyasal bir nihilizmle birlikte insanlığı ve kültürü tehdit etmeyi sürdürüyor. İnsani değerlerin hiçe sayıldığı küreselleşme döneminde, değerler sorunu üzerinde yeniden düşünmek ve bir ufuk aramak ihtiyacı kendini derinden duyurmaktadır.

Nietzsche yalnızca nihilizmin geldiğini haber vermekle kalmayıp, bu sorunla kapsamlı biçimde hesaplaşan ilk filozoftur. Daha sonra Camus başta olmak üzere pek çok filozof nihilizmi ele almayı sürdürmüştür. Aynı problem edebiyatta ve sanatta da yankısını bulmuştur. Turgenyev’in “Babalar ve Oğullar” romanı, ilk kez nihilizmden söz eden bir edebiyat eseridir. Bu eserden sonra başka edebiyatçılar da nihilizm temasını işlemişlerdir.

İnsanı derinden ilgilendiren bir sorun olarak nihilizm, hem filozofların hem de sanatçıların işlediği bir konu olagelmiştir. Bu nedenle elinizdeki bu sayıda, nihilizm sorununu felsefe ve edebiyattan örneklerle ele almayı uygun bulduk.

Bu sayıda, 27 Şubat 2007’de Maltepe Üniversitesi Felsefe Bölümü ve Özne’nin birlikte düzenlediği “Nermi Uygur’un Düşünce Dünyası” etkinliğinde yapılan iki konuşmanın metinleri de yer alıyor. Nermi Uygur’un yanı sıra, yakında kaybettiğimiz değerli felsefecimiz Vehbi Hacıkadiroğlu’yu da bir yazıyla anıyoruz.

Özne’nin bu sayısında yer alan diğer yazıların da ilginizi çekeceğini umuyoruz. Gelecek sayının dosya konusu: “Türkiye’yi Düşünmek” olacaktır.
Yeni sayımızda buluşmak üzere.

Monday, June 04, 2007

ÖZNE DERGİSİ 7. Sayı Çıktı...




ÖZNE 7. Kitabın İçindekiler (Yıl: 4, Bahar 2007)

Descartes’tan Foucault’ya Modern Özne ve Dönüşümleri Sorunu/Sara Çelik

Albert Camus ve Nihilizm Problemi/H. Haluk Erdem

Değerler Bağlamında Siyaset Mümkün müdür?/Mustafa Günay
İslami Terör Kavramı Üzerine/Mehmet Özcan
Thomas Bernhard ve Nihilizm /Ahmet Sarı

İngiliz Edebiyatında Nihilizm/Şebnem Sema Tuncel

Maske, Fark ve Paris /Sadık Erol Er
Modernliğin Sıkıntıları ve Charles Baudelaire/Fırat Mollaer
Nietzsche’nin Epistemolojisi Üzerine Kısa Bir Not/Ata Devrim

Augustinus’un İtiraflar (Confessiones) adlı eserinin XI. kitabında
zaman kavramının felsefi açıdan temellendirilmesi/ Arslan Topakkaya
Nermi Uygur’un Düşünce Dünyası/Betül Çotuksöken
Sayın Nermi Uygur’un Anısına/Sibel Öztürk Güntöre
Ölenlerin Felsefesi/İsmail Hakkı Baltacıoğlu
Ölümün Felsefesi (şiir)/Neslihan Yalman
Felsefe(şiir)/Tan Doğan

Salahettin Halilov’un “Doğu-Batı: Ortak Bir İdeale Doğru”
Kitabı Üzerine/ Ekber N. Necef

Vehbi Hacıkadiroğlu’nun İnsan Anlayışı/İsmail Örnek

Olumsuzlamanın Olumu/Arda Cevahir

Söz ve Politika/Mehmet Erkan

İletişim:
mgunay@cu.edu.tr
oznefelsefesanat@yahoo.com

Abonelik ve tek sayı istemek için:
yıllık 2 sayı bireysel abonelik: 10 ytl


yıllık 2 sayı kurumsal abonelik: 20 ytl

tek sayı 5 ytl.


aşağıdaki posta çeki hesabına ücreti yatırıp, mail ile bilgi verirseniz derginiz hemen gönderilecektir.


posta çeki:1097014

Mustafa Günay adına






Wednesday, May 30, 2007

MALTEPE ÜNİVERSİTESİ
FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ
FELSEFE BÖLÜMÜ-PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ SUNAR
İNSAN BİLİMLERİ VE FELSEFE SEMPOZYUMU: 4
Değerlendirme ve Değerler”
(01-02 Haziran 2007)
Marmara Eğitim Köyü
Mustafa Necati Salonu

· Değerlendirme nasıl bir etkinliktir?
· Değerlendirmenin nesnel temelleri olabilir mi? Olabilirse, doğru bir değerlendirme nasıl mümkündür?
· “Değer” nedir, değerler nedir? Değerler tarihsel olarak değişir mi?
· Hukukun oluşturulmasında ve uygulanmasında değerlendirme bakımından ortaya çıkan sorunlar nelerdir?
· Hukukun oluşturulmasında kültürel değerler nasıl bir role sahiptir? Hukukla değer yargıları (ahlak normları) ve insan hakları arasındaki ilişki nedir?
· Hukukun siyasallığının ve siyasetin hukuksallığının sonuçları nelerdir?
· Siyaset ve etik arasında nasıl bir ilişki vardır? Evrensel bir siyaset etiği olanaklı mıdır?
· Güncel siyasette değer bilgisi eksikliği hangi sonuçlara yol açmaktadır?
· Kamusal olanla ilişkisinde siyaset nasıl bir temele oturmalıdır?
· İş dünyasında karar alma süreçlerinde değerlendirmenin dayanakları neler, neler olmalıdır?
· Ahlak kuralları ile etik değerler arasında oluşabilecek gerilimin iş dünyasına yansıması nasıl olabilir?
· Bir işletmenin/firmanın amaçlarıyla o firmada çalışan bir kişinin değer anlayışı örtüşmediğinde ortaya çıkabilecek çatışmalar nasıl aşılabilir?
· Medya-siyaset ve etik uzlaşamaz bir üçlü müdür?
· Bağımsızlık/özerklik ve tarafsızlık medyada mümkün mü? Bağımsız bir medyadan söz edebilmek için ne tür değerlerin yerleşik hale gelmesi gerekir?
· Şiddetin yaygınlaşması karşısında medyanın rolü nedir? Nasıl bir değer anlayışına sahip bir medya şiddetin azaltılmasında etkili olabilir?
sorularının ele alınacağı “Değerlendirme ve Değerler”, “Hukukta Değerlendirme ve Değerler”, “Siyasette Değerlendirme ve Değerler”, “İş Dünyasında Değerlendirme ve Değerler”, “Medyada Değerlendirme ve Değerler” başlıklı oturumlarda ilişikteki programda adları yer alan bilim insanları, araştırmacılar, düşünürler, filozoflar, siyasetçiler, medya mensupları konuşacaklar ve bize “değerlendirme”nin ne denli önemli bir insan eylemi olduğunu tartışmaya açacaklar.

İNSAN BİLİMLERİ VE FELSEFE SEMPOZYUMU: 4
DEĞERLENDİRME VE DEĞERLER

PROGRAM
01-02.06.2007

01.06.2007

09:00 Kayıt

10:00-10:30
Açılış – Prof. Dr. Mesut RAZBONYALI

10:30-12:00
I. Oturum: Değerlendirme ve Değerler
Oturum Başkanı: Prof. Dr. İoanna KUÇURADİ (Maltepe Üni.)
Prof. Dr. Sami GÜLGÖZ (Koç Üni.)
Doç. Dr. Abdullah KAYGI (Hacettepe Üni.)

12:00-13:30 Öğle Arası

13:30-15:30
II. Oturum: Hukukta Değerlendirme ve Değerler
Oturum Başkanı: Mehmet MOĞULTAY (Maltepe Üni. Mütevelli Heyeti Üyesi)
Prof. Dr. A. Ülkü AZRAK (Maltepe Üni.)
Av. Nazan MOROĞLU (İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği)

15:30-16:00 Ara

16:00-18:00
III. Oturum: İş Dünyasında Değerlendirme ve Değerler
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Nursel TELMAN (Maltepe Üni.)
Prof. Dr. Tamer KOÇEL (İstanbul Kültür Üni.)
Doç. Dr. Yusuf ÖRNEK (VASCO)

18:00-19:00 Kokteyl

02.06.2007

10:00-12:00
IV. Oturum: Siyasette Değerlendirme ve Değerler
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Uluğ NUTKU (Cumhuriyet Üni.)
Prof. Dr. Meryem KORAY (Yıldız Teknik Üni.)
Bülent TANLA (CHP İstanbul Milletvekili)

12:00-13:30 Öğle Arası

13:30-15:30
V. Oturum: Medyada Değerlendirme ve Değerler
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Betül ÇOTUKSÖKEN (Maltepe Üni.)
Prof. Dr. Aysel AZİZ (Doğuş Üni.)
Prof. Dr. Peyami ÇELİKCAN (Maltepe Üni.)
Şükran SONER (Cumhuriyet Gazetesi)
Hıfzı TOPUZ (İletişim Araştırmaları Derneği)

Thursday, March 22, 2007

Uluslararası 57. Fenomenoloji Kongresi

The World Institute for Advanced Phenomenological
Research and Learning
1 Ivy Pointe Way, Hanover New Hampshire 03755, United States, Telephone: (802) 295-3487;
Fax: (802) 295-5963; Website:
http://www.phenomenology.org
Anna-Teresa Tymieniecka, President; Marlies Kronegger, Vice-president


Uluslararası 57. Fenomenoloji Kongresi


18-22 Haziran 2007


Organize Eden: The World Institute for Advanced Phenomenological
Research and Learning merkezi ve bağlı kurumları

Kongre Evsahibi : Istanbul Kültür Üniversitesi

Başlık: Memory in The Ontopoiesis of Life

-Disiplinlerarası Bir İnceleme-
[1]


-Bildiri Özetleri (abstract) için son tarih 1 Nisan 2007
-Bildiri tam metni için son tarih: 15 Mayıs 2007
-Kayıt Ücreti: 1 Mayıs’a kadar 120$ Türkiyeli Katılımcılar için.
1 Mayıstan sonra bütün katılımcılar için 250$.
Başlıklarla ilgili detaylar için lütfen aşağıdaki web adresini izleyin:
http://www.phenomenology.org


Sunulan Bildirilerin ilk yayın hakkı Analecta Husserliana’nındır.




Türkiye Organizasyon Komitesi
Erkut Sezgin, Hikmet Çağlar, Gürsel Hacıbekiroğlu, Esra Fidanoğlu (İst. Kültür Üniv.);
Semiha Akıncı (Anadolu Üniv.) Halil Turhan, Ayhan Sol, Ahmet İnam (ODTÜ); Doğan Özlem (Muğla Üniv.); Betül Çotuksöken (Maltepe Üniv.);
Semra Aydınlı (İTÜ).



[1] Disiplinlerarası Bu Kongre, “Kronolojik Zamanın Fenomenolojik Dokusunun açık kılınmasına yönelik olarak; Bellek, Kültür, ve Tarihin Ortak Dokusuyla dokunan Rasyonalitenin açıklaştırılması amacına yöneliktir. Bu doğrultuda, Fen ve Toplum Bilimlerinin, Kültürün, Mimarinin ve bütün Disiplinlerin dayandığı Rasyonalitenin yaşayan/kımıldanan derin dokusunu anlamak isteyen araştırmacılarla birlikte düşünmek için bir araştırma ve diyalog platformu oluşturmak ve sürdürmek isteyen araştırmacılara açık bir çağrıdır.