Monday, November 27, 2006






Montaigne'in Denemeler'i eksiksiz olarak Türkçede...



Tamamı ilk kez...
Montaigne'in denemelerinden seçmeler -kimi zaman sadeleştirilerek- daha önce de yayımlanmıştı. Montaigne'in denemelerini sadece bu seçmelerden okuyan ve okuduğu kadar olduğunu sanan okur, Cem Yayınevi'nden çıkan dört ciltlik yapıtı gördüğünde şaşırabilir.

Öner YAĞCI

"Yazarların çoğunda yazan adamı görüyorum, Montaigne'de ise düşünen adamı." MontesquieuHüsen Portakal'ın Türkçeye çevirdiği ve 4 cilt olarak yayımlanan Bütün Denemeler'le kültürümüzün önemli bir boşluğunun giderildiğini söylemek yanlış olmaz. Çünkü "deneme"yi bir edebiyat türü olarak yaratan ve yaygınlaştıran kişinin Montaigne olduğunu bilmeyen yoktur. Onun bu başarısındaki gizin anlaşılması için neler yazdığının bilinmesinin zorunluluk olduğu da mutlaka söylenmelidir. Hüsen Portakal, "400 yıl önce Montaigne'in kaleme aldığı Denemeler, özellikle eğitim ve felsefe konularında ortaçağ dogmatizmini yıkan bir aydınlanma kitabıdır. Hümanist kültürün önemli kaynaklarından biri olan bu yapıt, ülkemiz aydınlarının da başucu kitabı niteliğindedir. Montaigne, Avrupa insanına özgür düşünmesini öğretmiş, Sokrates'ten sonra insan üzerine eğilen en önemli düşünürdür" diyor. Gerçekten de edebiyatın ve kültürün başyapıtlarından biri olan Montaigne'in tüm denemeleriyle buluşmanın özgürleşme ve aydınlanma yolundaki insanlar için aynı zamanda bir bilgi ve estetik kaynağına ulaşma ve bir keyif olduğunu da söylemek gerekiyor. Çünkü deneme, günümüzde tüm yazın türlerinin beslendiği bir kaynaktır. 16. yüzyılda Montaigne'le birlikte adı konulan deneme, 400 yıl boyunca bir yandan kendini geliştirirken, öte yandan edebiyatın öteki düzyazı ürünleri de denemenin kışkırtıcılığıyla, etkisiyle kendilerini güçlendirdiler, zenginleştirdiler.


DENEME ve MONTAIGNE
"Deneme" sözcüğü ile "Montaigne" sözcüğünün mutlaka bir arada olmasının nedenleri hakkında neler söylenebilir?Dil Derneği'nin Yazın Terimleri Sözlüğü'nde, "Bir yazarın bilim, felsefe, yazın ve sanat konuları üzerinde kişisel düşünce ve duygularını içtenlikle dile getirdiği bir düzyazı türü (olan) deneme, 16. yüzyılda Fransız yazarlarından Montaigne'den bu yana giderek bağımsız bir yazın alanı olarak büyük bir gelişme göstermiştir" (s. 34) deniyor. Denemecinin, kendi kendisiyle konuşur gibi yazdığını, kendisiyle konuşurken, dertleşirken doğal olarak kendisini anlattığını söyleyen Emin Özdemir, "...Bu türün başustası ve babası sayılan Montaigne denemelerinde çoğunlukla kendisini anlatmıştır" diyor (Düşüncenin Toprağı, Kültür Bakanlığı Yayınları, 1979, s. V-VI).Türün ağır basan özelliğinin "kişisellik", "öznellik" olduğu görülüyor ve Atilla Özkırımlı, "bu belirleyiciliğin, deneme türünün babası sayılan Montaigne'den geldiğini" söylüyor. Günümüzde, iletişim araçlarının olağanüstü gelişmesiyle birlikte yazı organlarının (dergilerin, gazetelerin) gücünün azalması ve görselliğin öne çıkmasıyla tüm yazın türleri gibi denemenin de gücünün azaldığı bir gerçektir. Bu gerçekliğe karşın insanın kendini koruması gibi denemenin de kendini koruyacağı, aşacağı, yaşamdan ve insandan kaynaklanan özüyle kendini yeniden üreteceği, üretmek zorunda olduğu da onun doğasından kaynaklanır. Doğurganlığı, işlediği alan zenginliği, esnekliği, kuşkuculuğu, anlam arayıcılığı, her şeyi araştırıcılığı, gerçekliği çözümleyiciliğiyle deneme 21. yüzyılın da temel yazı türlerinden biri olacak gibi görünüyor. Edebiyatta deneme kavramını ilk kullanan kişinin Montaigne (1533-1591) olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Ondan önce başkaları da benzer yazılar yazmıştır ama o, kendisini ve dolayısıyla bir birey olan insanı anlatırken Yunan ve Latin klasiklerinden edindiği engin kültürel birikimiyle çeşitli konulardaki düşüncelerini aktarmıştır. Montaigne, 1571'den ölümüne kadar olan yaşamını denemelerine adamıştır. Montaigne yalnızca denemelerini yazmak için yaşamıştır denilebilir. O, "Ben kitabımı yaptığım kadar kitabım beni yaptı" der. Kendine dönük gözlemleri, cana yakınlığı, merakı ve kuşkuculuğuyla Montaigne, Rönesans düşüncesinin yılmaz bir savunucusudur. Çünkü Montaigne, Avrupa'da Rönesans'la gelen yeni yaşam ve dünya anlayışının temsilcisi olan bir yazardır. Onun "Kendini Tanı" ilkesinin tüm bir ömre uygulanması olan Denemeler ("Les Essais") adını verdiği yazıları, hem türün adı olmuş hem de 1603'te İngilizceye çevrilmesinden sonra dünyaya yayılarak benzer türdeki yazıların da yazılmasına, yayımlanmasına yol açmıştır. Bu yaygınlaşmanın nedeni ise toplumsal değişim sürecinde yatmaktadır.Günümüzde çok okunan bir tür niteliği kazanan deneme türünün böylesine gelişmesi Rönesans'ın toplumsal değişimdeki katkısının bir sonucudur. Montaigne'in kendisini, dolayısıyla insanı, bireyi anlatması bu nedenledir. Kişisellik, bireyin özgürlüğü yeni yeni oluşan, yeni değerler getiren, eski yaşamı değiştirmek isteyen burjuvazinin temel ilkelerindendir. İktidarı aristokrasinin elinden alacak olan sınıfın kendi değerlerinin kültürünün oluşması zorunluydu ve bu değerlerin, bu kültürün oluşturulma görevini yüklenen yazın türü de deneme olmuştur. Tarih içinde burjuvazinin yükselmesiyle denemenin yükselmesinin aynı döneme denk düşmesi de bunu göstermektedir. Pascal, "Denemeler'de gördüğüm her şeyi Montaigne'de değil kendimde buluyorum" derken, Peter Burke, "Denemeler, ilham kaynağı olduğu yüzlerce taklidine rağmen, yazarının bir zamanlar adlandırdığı eser olmaya devam ediyor, dünyada türünün tek kitabı" diyor.Kesin tanımı yapılamayan bir edebiyat türü olan, "yazana göre yazı" da denilebilecek olan denemede, yazarın kişisel duyguları, düşünceleri, dünya görüşü, kısacası her şeyi ön plandadır. Denemeci kendi kendisiyle konuşur gibi yazar. Karşısında bir okur olduğunu hiç hesaba katmaz. İçtenlik, denemenin belli başlı özelliğidir. İçtenliğin yanı sıra kişiye görelik, öznellik ve sınırsızlık denemenin tanımlanmasındaki temel ölçütler olarak görülüyor. Konusunun sınırsız olması, yazarının kendisiyle konuşur gibi yazması, açıklanan düşüncelerin kişiselliği, ele alınan düşüncenin bir sonuca vardırılmayışı, kendi içindeki bir düzenle gelişigüzel yazılması gibi özellikleri söylenmesine karşın, tüm bunların bir türün niteliğini belirleyemeyeceği açıktır. Benzer özelliklere sahip olan söyleşileri ya da eleştirileri deneme yazılarından ayırmak çok zordur. Denemeler, herhangi bir konudaki düşüncelerin genellikle kişisel bir görüş olarak açıklandığı yazılardır biçiminde bir tanımlama yapılırsa, denemenin şiir, öykü, roman, oyun gibi yazın türleri dışındaki tüm düzyazıları kapsayabilecek bir genişliğe sahip olduğu da rahatlıkla söylenebilir. Deneme yazarı, denemesinde kesin yargılara varmayı amaçlamaz, ele aldığı konu üzerinde okurun düşünmesini amaçlar. Denemelerde yaşamı, insanı, insanlar arası ilişkileri, dünyayı ve dünyanın çeşitli görünümlerini, kesitlerini, coğrafyaları ve tarihi, sanat yapıtlarını ele alabilecek bir genişliğe sahiptir. Bu genişliği ya da özelliği, denemenin konularına göre bir sınıflama içinde ele alınmasını getirmiştir. Bu sınıflamaya göre denemenin; yazarın gözlemlerini ve yorumlarını içeren nesnel denemeler; yalnızca yazarın düşüncelerini içeren öznel denemeler; yazarın iç dünyasını, kendi özelliklerini, huylarını, alışkanlıklarını içeren kişisel denemeler; kimi kişileri ya da toplumları ele alarak bunların özelliklerini anlatan karakter denemeleri; herhangi bir yeri öznel bir tutumla yansıtan betimleyici denemeler; edebiyat eleştirisini konu edinen eleştirel denemeler; felsefe, din, toplumbilim alanına giren konuları işleyen felsefi denemeler; bilimsel araştırmalarla, gelişmelerle, yeniliklerle ve bunların sonuçlarıyla ilgili bilimsel denemeler gibi alt başlıklarda ele alınması kabul görmektedir.



RUH ALIŞVERİŞİ...
"Türk Dili" dergisinin Temmuz 1961 tarihli "Deneme Özel Sayısı"nın giriş yazısında, "Bir edebiyat türü olarak deneme, özgürce seçilen bir konuda gelişen, çokluk orta uzunlukta bir düzyazı biçimidir. Ağırbaşlı edebiyat yazıları içinde deneme, en ilgi çekici olanıdır. Gerçi kitapları koşarcasına okuyanlar ona pek yüz vermezler, ama gerçek kitapseverlerin sık sık başvurdukları eserler de çokluk deneme kitaplarıdır. Okurlar, denemeyi hoşça vakit geçirmek için okurlar. Ondan beslenmeyi beklemeseler de gene de beslenirler ondan. Şiir ve aklı başında hayat öyküleri bir yana bırakılacak olursa, yazarla en yakın ruh alışverişine giren yazı türü denemedir..." (s. 673-674) deniliyor.Sabahattin Eyuboğlu, deneme türünün kurucusu, öncüsü ve en büyük temsilcisi olan Montaigne için, ülkemizde ilk kez çevirisini yaptığı ve yıllarca başucu kitabı olarak ellerden düşmeyen ve birçok kuşağın aydınlanmasına katkısı olan Denemeler'in yeni basımları için çeşitli tarihlerde yazdığı önsözlerinde şunları söyler: "...Yeni düşünce, insan bilincinin insanı ve doğayı serbestçe tanımak çabası ise, Montaigne, bu çabanın ilk büyük hamlesidir. (1940)... Montaigne hep kendini anlatıyordu; ama kendini anlatırken insan düşüncesini yeni bir yola sokuyor, köhne inanışları, doğaya, akla aykırı alışkanlıkları, safsataları baltalıyor, dünya sevgisine, müspet düşünüşle, gerçekçi edebiyata yol açıyordu. Bir insanda bütün insanların meseleleri bulunduğuna inandığı için, kendini anlatırken yalnız kendini düşünmüş olmuyordu. Kendini değil de başkalarını anlatmış olsaydı, Denemeler'de yine aynı düşünceler, aynı duygular olacaktı. Onun zamanında kendini, insanlığı ve doğayı keşfe çıkmak, cüret, iman ve çaba isteyen bir işti... Denemeler'i okuyan şu iki dersi almamazlık edemez: Doğanın istediği gibi düşün ve yaşa; hiçbir kitabın, hiçbir dogmanın kölesi olma. Aldanmıyorsam Batı kültürünün Montaigne'den bugüne kadarki gelişmesi genel olarak bu iki derse sadık kalmıştır (1950)... Montaigne Avrupa'ya serbest düşünmesini öğretmiş olan adamdır, demek fazla büyük söylemektir, ama böyle bir söz olsa olsa Montaigne için söylenebilir... (1952)..."


DENEMELER'İN İÇERİĞİ
Birçok denemenin başına açıklamalar koyan Hüsen Portakal, Montaigne'in, 1571'de yazmaya başladığı Denemeler'in 1. ve 2. kitaplarının ilk baskılarını 1580'de Bordeaux'da yayımlattığını, 1585'te 3. kitabın yayımlandığını, Bütün Denemeler'in (3 kitap birlikte) ilk kez 1588'de Paris'te yayımlandığını söylüyor. Montaigne'in denemelerinde ne yok ki? Üzüntü, duygu, aylaklık, yalancılar, dayanıklılık, korku, korkaklık, mutluluk, imge gücü, bilgiçlik, çocukların eğitimi, dostluk, ılımlılık, yalnızlık, akıl, ün, eşitsizlik, savurganlık, sarhoşluk, vicdan, kitap, kendini beğenmişlik, tembellik, erdem, öfke, dürüstlük, pişmanlık, övüngenlik, deneyim, felsefe... İnsani olan, insanı ilgilendiren, insanla örtüşen her konuyu bulmak mümkün denemelerde. Duygudan düşünceye, düşünceden felsefeye, felsefeden yaşama uzanan bu denemelerde bir insanın kendisini tanıması için gereken ne varsa bulabileceğini ve Bütün Denemeler'in insanlığın başyapıtlarından biri olduğunu söylemek abartı sayılmaz. Montaigne, yalnızca küçük bir kısmını yazdığımız bunlar gibi yüzlerce konudaki düşüncelerini, içtenlikle anlatır. "Kitabımın konusu benim" diyen, kendi düşüncemizi başkalarının düşünceleriyle zenginleştirmesini bilme yolunu öğreten, dil ve düşün dünyamızı geliştirip zenginleştiren, bizi yeni yeni kavram ve düşüncelerle donatan Montaigne, bir denemesinde denemelerinin konusunu ve bunları işleyiş biçimini şöyle açıklıyor: "...Başkaları insanoğlunu yetiştiredursun ben onu anlatıyorum ve kendimde, pek fena yetişmiş bir örneğini gösteriyorum... Kendimi anlatırken söylediklerim değişik ve değişken olmamakla beraber, hiç gerçeğe aykırı değildir... Her insanda insanlığın bütün halleri vardır."


Bütün Denemeler/ Montaigne/ Türkçesi: Hüsen Portakal, 4 cilt/ Cem Yayınevi/ 464+390+254+456= 1564 s.
(Bu yazı Cumhuriyet Kitap’tan alınmıştır. Sayı: 875, 23 Kasım Perşembe 2006.

No comments: